Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1060 E. 2014/15764 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1060
KARAR NO : 2014/15764
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru,kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır.Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır.
Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamıyacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; sanık …’nın 2009 yılında itfaiye meydanında tanıdığı katılan …’a … … …’ın eşi … …’ın akrabası olduğunu söylediği, Başbakan ve eşi ile birlikte ailecek çektirdikleri fotoğrafları da göstermek suretiyle kendisini Merkez Bankasında işe sokabileceği vaadi ile ve yapacağı iş karşılığı masraf olarak toplam 3.500 TL para aldığı, akabinde aradan bir süre geçmesine rağmen herhangi bir sonuç çıkmaması üzerine katılanın sanığa olup bitenler hakkında bilgi vermesini istediğinde sanığın Merkez Bankasının İstanbul’a taşınacağını, bu nedenle kendisinin İstanbul’a gitmesinin zor olacağını Kırıkkale’deki rafineride işe sokabileceğini söylediği, katılanın bu teklife sıcak baktığı ve sanık ile birlikte Kırıkkale Rafinerisinin Personel Müdürü ile görüşmek üzere birlikte Kırıkkale’ye gittikleri, ancak sanığın oyalayıcı söylem ve tavırlarla Rafineri Personel Müdürü ile görüşmenin sağlanamadığı, katılanın Kırıkkale Rafinerisinde işe yerleştirilememesi üzerine bu kez sanığın katılanı oyalayarak Meclis de şoför olarak işe sokacağını söyleyip katılana daha önceden almış olduğu parayı geri vermediği, … …’ın danışmanı olduğunu söylediği bir bayan ile telefonda görüştükleri, ancak sanığın vaadini yerine getirmediği, böylece sanığın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Kırıkkale Rafinerisi Personel Müdürünü tanıdığı ve onlarla ilişkisi olduğu, hatırı sayıldığı intibaını uyandırarak belli bir işin gördürüleceği vaadi ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, anlaşılmakla mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Sanığın katılandan 2009 yılının ilk aylarında değişik tarihlerde para aldığı, eylemin zincirleme biçiminde devam ettiği gözetilerek hükmolunan cezanın TCK’nın 43/1. maddesi ile artırılması gerektiği düşünülmeden yazılı biçimde karar verilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümdeki “50 gün” ve “1.000,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.