YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11661
KARAR NO : 2014/12621
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 342/1, 59/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f, 62/1, 52. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis(iki kez), 30.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/11/2009 tarihli ve 2007/448 esas, 2009/425 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16.04.2014 gün ve 2014/7662/26641 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2014 gün ve 2014/153270 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/06/2013 tarihli ve 2013/9695 esas, 2013/9982 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle; sanık …’ın oğlu …’a ait çekleri imzasını taklit etmek suretiyle katılana verdiğinin iddia olunması, …’ın ev tekstil işi ile uğraşan babası …’ın iflas etmesi nedeniyle bankalardan çek karnesi alamadığını, çek yasağı olduğunu, bu nedenle kendi adına çek hesabı açtırıp çek karnesi alarak babasına verdiğini, söz konusu çekleri ticari ilişkilerinde babasının kullandığını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve suç kastının tespiti bakımından sanık … tarafından, … adına daha önce imzalanıp ödenen çekler olup olmadığı ilgili bankadan araştırılıp gerektiğinde çek/çeklerin verildiği kişilerde tanık olarak dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 29.12.2011 gün ve 2011/Bşk-42-42 Esas-Karar sayılı kararında belirlendiği gibi 2797 Sayılı Yargıtay Kanunun 14. maddesinin 3.fıkrasının (a) bendinde; “Daireler arasında iş bölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir,” (b) bendinde de; “Çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir” hükmüne yer verilmiştir.
Çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı saptanırken, hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır kabul edilmeli, üst sınırların eşit olması halinde bu kez alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu sonucuna varılmalıdır. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adli para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde dikkate alınmalıdır, hükmünü amirdir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Temyiz incelemesine konu suçlardan iddianamede anlatılan ve sevk maddeleri gösterilen resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK’nın 342/1. Maddesinde iki yıldan sekiz yıla kadar hapis; dolandırıcılık suçunun cezası ise aynı Yasanın 504/1. maddesi uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasından ibaret olduğu gözetildiğinde;
İddianamedeki sevk maddelerine, karara ve nitelendirmeye göre, Yargıtay Kanunu’nun Değişik 14. maddesi gereğince temyiz incelemesi Yüksek (11.) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.