YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28330
KARAR NO : 2014/19381
KARAR TARİHİ : 20.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, katılan sanık … müdafiilerinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Katılan sanıklar hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararları ile katılan sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık …’un hakkındaki ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiştir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan sanık …’in mermer işi ile ilgili ticari faaliyette bulunduğu, diğer katılan sanık …’nın da antika mobilya işleriyle uğraştığı, her iki tarafında aralarında başlayan ticari ilişki kapsamında birbirlerine malzeme verip aldıkları, ancak alacak borç ilişkisi nedeniyle aralarında huzursuzluk yaşandığı, suç tarihinde de katılan sanıkların bu konuları konuştukları esnada karşılıklı olarak birbirlerine sinkaflı sözlerle hakaret ettikleri ve “öldürürüm“ şeklinde tehdit içerikli söz söyledikleri, bu şekilde katılan sanık …’nın hakaret ve tehdit, katılan sanık …’in de tehdit suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin katılan sanıkların hangisi tarafından olayın başlatıldığının tespit edilemediği, ancak karşılıklı olarak katılan sanıkların birbirlerine hakaret ettikleri gerekçesine dayanan ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar ile katılan sanık savunması, tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre tehdit suçunun katılan sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.