Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/25216 E. 2014/15556 K. 25.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25216
KARAR NO : 2014/15556
KARAR TARİHİ : 25.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan ve 17/06/2010 tarihli duruşmada şikayetçi olduğunu beyan eden şikayetçi ve vekilinin, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinin 1. fıkrası gereğince hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Şikayetçinin, telekominikasyon firmalarının alt yapı işlerini yapan … … Hizmetleri A.Ş.’nin yetkilisi olduğu, belli bir süreliğine alt yapının kullanım hakkını belediyeden satın alarak yeniden kazı çalışması yapılmaması için alt yapıdan yararlanacak diğer firmalara bedelini ödeyerek belediyenin izniyle kendi kablolarını, bir kısmı sanık …’nin olay tarihinde yöneticisi olduğu … telekomünikasyon şirketi ile bir kısmı sanıklar … … ve …’ın olay tarihinde yetkilisi oldukları … şirketine ait olan altyapıya döşediği, ancak kabloların sanıklar tarafından sökülmek ve şikayetçiye hitaben kablo çekmesi halinde tekrar sökeceklerini söylemek suretiyle sanıklar hakkında mala zarar verme ve tehdit suçlarının işlendiğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar … ve … … … hakkındaki tehdit suçuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, şikayetçi anlatımlarına, dosya içerisinde mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapılan resmi yazışmalara, tanıkların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklardan yalnızca …’in belediyede yapılan toplantıda şikayetçiye “kabloları toplattık, döşerseniz yiner sökeriz” dediğine yönelik tanık beyanları gözetilerek, sanıklar … ve … … … hakkındaki tehdit suçunu işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeter, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle kurulan beraat hükmünde bir isabetszilik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar …, … …… ve ….. … … hakkındaki mala zarar verme suçuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların, şikayetçinin firmasına ait kabloları toplatma yetkileri olmamasına rağmen kabloları bilerek sökerek zarar verdikleri ve ikrara yönelik beyanları gözetilerek üzerlerine atılı mala zarar verme suçundan mahkûmiyetleri yerine yazılı şekilde kasıt bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.