YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19727
KARAR NO : 2014/12668
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; muhasebe bürosunda stajyer öğrenci olarak çalışan şikayetçinin, bürodan aldığı 5.950 TL parayı bankaya yatırmak üzere şubeye geldiği, sıra beklerken sanığın şikayetçinin yanına gelerek nerede çalıştığını sorduğu, şikayetçinin çalıştığı yeri söylemesi üzerine, sanığın, … tanıyıp tanımadığını sorduğu, …’un muhasebe şirketi ortaklarından olması nedeniyle şikayetçinin tanıdığını söylemesi üzerine, sanığın … telefon numarasını isteyerek kendi telefonundan … arayıp konuşuyormuş gibi yaparak, telefonda “benim 12.500 TL borcum var, borcumu bugün bankadaki çocukla göndereceğim” şeklinde konuşarak şikayetçi üzerinde güven sağladığı, daha sonra şikayetçiye bir yer tarif ederek oradan parayı alması için gönderdiği, şikayetçi tam bankadan çıkarken sanığın şikayetçiden üzerindeki parayı kendisinin yatırabileceğini söyleyerek istediği, şikayetçinin de sanığa parayı verip bankadan çıktığı, bankaya geri döndüğünde sanığı göremediği, bu şekilde dolandırıldığını anladığı anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi ve tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.