YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1022
KARAR NO : 2014/15711
KARAR TARİHİ : 29.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanığın Yenimahalle Müftülüğünde imam hatip olarak görev yapmakta iken sağlık raporuna istinaden Kazan Müftülüğünde memur olarak görevlendirildiği, sanığın şikayetçiler …, … ve katılan …’ndan müftülükte bulunan hac kontenjanından yararlandırarak kendilerini hacca gönderebileceğini ikna edip, şikayetçi …’dan 2.300 Euro, şikayetçi … …’den 880 Euro, katılan …’ndan 5.300 Euro aldığı, katılan ve şikayetçileri hacca gönderemediği gibi almış olduğu paraları da iade etmediği,
Sanığın ayrıca katılanlar … … ve …’a MİT’de tanıdıkları olduğunu, burada çocuklarını işe koyabileceğine ikna ederek katılan … ……’dan 2.500 TL, katılan …’dan 1.000 TL aldığı, bu katılanların çocuklarını işe yerleştirmediği gibi, almış olduğu paraları da iade etmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın aldığı para karşılığında sonradan katılan …’e senet verdiği, ancak ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığı ve takip borcunun bir kısmının sanık tarafından ödendiğinin anlaşılması karşısında, cebri icra yoluyla yapılan ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanığın tüm katılan ve şikayetçilere yönelik eylemlerinden dolayı verilen cezalara ilişkin hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin ibarelerin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.