YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19937
KARAR NO : 2014/12721
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, şantaj
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; uzman çavuşluktan istifa eden katılan …’in, teyzesi vasıtasıyla sanıkla tanıştığı, sanığın katılan …’e, İçişleri Bakanlığı’nda çalıştığını, kendisini işe yerleştireceğini söyleyerek katılanı ikna ettikten sonra, karşılığında 2.000 ABD doları istediği, ayrıca iş başvurusu için İçişleri Bakanlığı’na hitaben yazılmış iş başvurusu dilekçesi ile birlikte terhis belgesi, hizmet belgesi, sicil özet formu, sağlık raporu, fotoğraf, nüfus cüzdan fotokopisi ve adli sicil kaydı gibi belgeleri de vermesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın gerekli belgeleri ve parayı temin ederek sanığa verdiği, katılan …’in, kendisi gibi uzman çavuşluktan ayrılan arkadaşları …, … ve …’a da durumu anlattığı ve katılanlardan aldığı belgeleri işe girmeleri konusunda yardımcı olması için sanığa verdiği, Sanığın aradan geçen süre zarfında katılanları çeşitli bahanelerle oyalaması üzerine, katılanların yaptıkları araştırmada verdikleri dilekçe ve eklerinin İçişleri Bakanlığı’na teslim edilmediğini öğrendikleri, sanığı aramalarına rağmen ulaşamadıkları, daha sonra sanığa ulaşan katılan …’in, verdiği paranın ve belgelerin iadesini istemesi üzerine, sanığın katılan …’İn cep telefonuna mesaj çekerek, diğer katılanların da isimlerini saymak suretiyle, evrakların iadesi karşılığında kişi başı 250 TL para vermelerini, aksi halde verdikleri evraklarla adlarına Kuzey Irak’ta şirket kurup piyasayı dolandırarak başlarını derde sokacağını belirttiği anlaşılmakla; sanığın, işe yerleştirmek
vaadiyle katılan …’den 2.000 dolar alması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde öngörülen dolandırıcılık; katılan …’e mesaj çekmek suretiyle, katılanlardan aldığı evrakları suç işlemekte kullanarak başlarını derde sokacağından bahisle para talep etmesi şeklindeki eyleminin ise aynı kanunun 107/1 ve 43/2. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde şantaj suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hapis cezaları alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezalarına esas alınması gereken tam gün sayılarının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2- Gün olarak belirlenen adli para cezalarının paraya çevrilmesi sırasında, uygulama maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin; şantaj suçundan kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “125 gün” ve “2.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “6 gün” ve “120 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve tayin olunan gün para cezalarının günlüğü 20 TL’den adli para cezasına çevrilmesine ilişkin bentlerin başlarına “TCK’nın 52/2. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.