YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3987
KARAR NO : 2014/20311
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendisini … ilinde faaliyette bulunan … isimli şirket yetkilisi olarak tanıtarak, farklı zamanlarda katılanlara ve mağdurlara şirketin Libya ülkesine işçi götüreceğini söylediği, katılanlar ve mağdurların sanığa güvenerek, pasaport, nüfus cüzdanı fotokopisi, vesikalık fotoğraf ve çeşitli miktarlarda para verdikleri, katılanların … şirketini arayarak, hangi tarihte Libya ülkesine gideceklerini sormaları üzerine, sanığın adı geçen şirkette çalışmadığını anladıkları, sanığın yakalanması üzerine mağdurlara ait belgelerin, tanık … tarafından sanığın annesine ait evden getirildiği, bu suretle sanığın hileli şekilde kendisine menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık beyanı, katılan ve mağdur ifadeleri, tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, farklı zamanlarda katılanlar ve mağdurlarla görüşerek, her birine yönelik ayrı ayrı hileli hareketlerle kendisine menfaat temin etmesi nedeniyle, mağdur sayısınca suç oluştuğu gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince hapis cezası ile adli para cezasının birlikte uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, sadece hapis cezasına karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.