Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1038 E. 2014/15709 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1038
KARAR NO : 2014/15709
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın gerçekte emlakçı olmadığı halde zaman zaman …’ın …’deki emlakçı ofisine takıldığı, burada ev aramak için gelen katılan … ile tanıştığı, Sanık …’nın … ile birlikte Karşıyaka’da katılana bir ev gösterdikleri, katılanın bunu beğenmediği, birkaç gün sonra …’nın katılanı arayarak … Tersane mahallesinde bütçesine uygun satılık bir ev olduğunu söylediği, birlikte evin bulunduğu sokağa gittikleri, bu evin dışında başka bir emlakçının tabelasının mevcut olduğu, sanığın ev üzerinde ipotek bulunduğunu, bankadan satıldığını, 54.000 TL’ye satışını sağlayacağını, bunun için ipoteğin kaldırılmasının gerekeceği yönünde katılanı ikna ettiği, bunun için ilk başta 4000 TL para ile nüfus cüzdanı fotokopisi ve resimlerini istediği, katılanın parayı ve istenilen belgeleri elden sanığa verdiği, bu paranın verildiği sırada eski eşi …’in de yanlarında olduğu, kısa bir süre sonra tapu işlemlerinin başlatılacağını söyleyerek sanığın katılandan 1500 TL daha para aldığı, 22 Haziran 2010 tarihinde de katılanın oğlu olan …’dan yine elden 5000 TL aldığı, toplamda bu ev için 10500 TL nakit para aldığı, son paranın ödendiği sırada kuaför …’ın da sanığı gördüğü, daha sonra sanığın babasının rahatsızlığından bahsederek ortadan kaybolduğu, aramalarına rağmen kendisine ulaşamadıkları, tapuda da herhangi bir işlem yapılmadığını öğrendikleri olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.