YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13732
KARAR NO : 2014/15586
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, tanık …’in sahibi olduğu ve diğer tanık … tarafından çalıştırılan… plaka sayılı aracı 13.11.2009 – 11.12.2009 tarihleri arasında kullanmak amacıyla kiraladığı, akabinde 10.12.2009 tarihinde oto tamircisi olan ve kendisini … olarak tanıttığı müşteki …’ün işyerine giderek aracını değiştireceğini, başka bir araba alacağını, kullandığı aracıda 18000 TL’ye satacağını söylemesi üzerine müştekinin söz konusu aracı satın almaya karar verdiği,daha sonra bu hususta sanıkla anlaşma yaparak 7000 TL kapora verip aracı sanıktan teslim aldığı, ertesi gün olan 11.12.2009 tarihinde sanığın tekrar müştekinin işyerine gelerek aracın devir işlemini yapacağını, ancak ruhsatı evde unuttuğunu, alıp geleceğini söyleyerek müştekiden satmış olduğu aracı kullanmak için emanet olarak istediği, müştekinin de sanığa inandığı için suça konu aracı verdiği, sanığın da aracı alarak kiralamış olduğu işyerinin sahibi olan …’e götürüp teslim ettiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle müştekiyi kandırarak haksız menfaat temin etmek suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, oto kira sözleşmesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın daha sonradan itiraz etmeden savunma yapmış olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 191/1. maddesine aykırı olarak iddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmanın açılıp sanığın sorgusunun yapılması sonuca etkili olmadığından, sanık hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının kararda belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının tekerrürle ilgili kısmına “cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.