YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21723
KARAR NO : 2014/13576
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi … hakkında katılma kararı verilmemesine karşın, karar başlığında katılan olarak yazılması, yerinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin, …. yap-sat tabir edilen basit müteahhitlik işleri yaptığı, bu amaçla uygun arsa arayışı içinde olduğu, … Emlak isimli iş yerinde bulunduğu sırada sanık ile tanıştığı, sanığın kendisine… Caddesi üzerinde Bayındırlık Binasının yan tarafında 750 metrekare büyüklüğünde arsa olduğu, sahiplerinin satmak istediği, kendisinin sahiplerinden vekalet alarak satabileceği taahhüdünde bulunduğu, fiyat olarak da şikayetçi beyanına göre rayici 600.000 TL bedel edebilecek arsayı 250.000 TL ye verebileceğini söylediği, müştekinin cazip fiyat karşısında anlaşmayı kabul ettiği, sanığın şikayetçiden peyderpey 27.500 TL parayı bu anlaşma kapsamında çeşitli bahanelerle aldığı, daha sonra şikayetçinin telefonlarına çıkmamaya başladığı, bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmrmiştir.
Şikayetçinin, toplam 27.500 TL parayı değişik tarihlerde ve parça parça sanığa göndermesi, sanığın da bu şekilde 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünlerin tamamen çıkarılıp yerlerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.