YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21533
KARAR NO : 2014/13620
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Limited Şirketinin sahibi ve yetkilisi olan sanık …’in eşi olan ve aynı şirkette işçi olarak çalışmakta olan …’in, 27.10.2008 tarihinde doğum yapması nedeniyle katılan kurum tarafından kendisine doğum öncesi ve sonrası olmak
üzere ödenecek olan geçici iş görmezlik ödeneğinden daha fazla yararlanabilmek amacıyla aslında söz konusu şirkette 15 gün ve asgari ücret üzerinden çalışmasına rağmen, 2008 yılının 7.ve 9. aylara ilişkin çalışmasını, 30 gün ve kazancını da fazla ücret üzerinden gösterip, anılan şirkette muhasebe görevlisi olan diğer sanık … tarafından bu şekilde internet üzerinden bildirimde bulunulması neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sanık …’in eşine, aslında gerçekte var olan çalışması karşılığında 1489.95 TL tutarında geçici iş görmezlik ödeneği ödenmesi gerekirken, 2757.30 TL tutarında ödeme yapılarak katılan kurumun 1267.35 TL zarara uğratıldığının ve bu sayede sanıkların haksız kazanç elde ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın beyanlarına, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının yazılarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerine ilişkin katılan kurumun iddiasından başkaca, somut ve kesin bir delil elde edilememesi karşısında, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak; sanıkların beraatlerine dair kararlarda bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.