Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3056 E. 2014/19452 K. 24.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3056
KARAR NO : 2014/19452
KARAR TARİHİ : 24.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in, paraya ihtiyacı olması ve sanık …’e de borcunun olması nedeniyle, ailesine ait hisseli taşınmazları satarak borcunu ödeyebileceğini söylemesi üzerine, sanık …’in; sanık … ile anlaşarak taşınmazların malikleri olan amcasının oğlu katılan … ve amcasının eşi katılan … adına kayıtlı olan taşınmazları, sahte nüfus cüzdanı ve vekaletnameler hazırlayarak satmaya karar verdikleri, bu amaçla sanık …’in daha önceden galericilik yapan ve araba alım satımı yaptığı için tanıdığı sanık …’in yanına giderek, birlikte iş yapmayı ve sahte vekaletnamelerle, başkalarına ait taşınmazları satarak birkaç el değiştirtip, kendi aralarında devir ve satış yapıp para kazanmayı, bu işi yaparlarken de sanık …’in çevresinden yararlanarak müşteri bulmayı teklif ettiği, sanık …’in, bu teklifi kabul etmesi üzerine onunla birlikte İstanbul’a giderek tanıdığı kişiler vasıtası ile katılanlar adına sahte nüfus cüzdanı aldıkları, yapılan incelemede, söz konusu nüfus cüzdanı ve noter belgesinin sahte belgelerle ilgili kurumlardan alındığının belirlendiği,
Katılan …’a yönelik olarak ilk olarak, katılan … adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile, Şereflikoçhisar Noterliği’nden, katılan … adına kayıtlı olan taşınmazların satış ve devrine ilişkin olarak sanık …’ya yetki veren 15/09/2009 tarihli sahte vekaletname düzenlettirildiği, sanık …’nın, sanık …’in arkadaşı olduğu, sanık …’nın, paraya ihtiyacının olması nedeniyle, bu işi yapmayı kabul ettiği, sanık …nın, nüfus cüzdanı çıkartılması için, daha önceden resimlerini sanık …’e verdiği, sanık …’in, emlakçılara ve çevresine haber bırakarak satılık taşınmaz olduğunu bildirdiği, sanıklar … ve …’in önceden tanıdıkları sanık …’in kuaför dükkanına giderek durumu ve planlarını ona anlattıkları, sanık …’in de bunu kabul etmesi üzerine, 23/09/2009 tarihli tapu senedi ile katılan …’ın Beylerbeyi köyü 2540 parseldeki hissesini daha önce sanık … adına alınan sahte vekaletnameye dayanarak sanık …’e satış gibi gösterdikleri, katılan …’a yönelik ikinci olarak; sanıklar , … ve …’nın aynı sahte vekaletname ile katılan …’a ait Beylerbeyi köyü 3071 parseldeki taşınmazı, temyiz dışı sanık …’ya 20/10/2009 tarihinde satıp devrettikleri, böylece sanıklar …, … ve …in katılan …’a yönelik olarak zincirleme resmi belgede sahtecilik ve zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanık …’in ise, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği, Sanıklar …, ve… adına devralınan 2540 parsel sayılı taşınmazı, temyiz dışı sanık … aracılığı ile, olaylarla ilgisi bulunmayan katılan …’ye 14/10/2010 tarihinde 20.000 TL’ye satıp devrettikleri, alınan paranın sanıklar tarafından paylaşıldığı, böylece sanıkların, sahte belgelerle devraldıkları katılan …’a ait taşınmazı, bu şekilde hile kullanmak suretiyle katılan …’ye devredip katılanın zararına sebebiyet vererek, ayrıca nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri,
Katılan …’e yönelik ilk olarak; sanık …’in, sanık …’le, katılan … adına sahte nüfus cüzdanı ve sahte vekaletname çıkarma hususunda yaptıkları anlaşmadan sonra, çıkartılan sahte nüfus cüzdanı ile temyiz dışı sanık … adına Beyoğlu 2. Noterliği’nde 26/10/2009 tarihli sahte vekaletname düzenlettirildiği, sahte vekaletname sahibi temyiz dışı …’ın, katılana ait Gerçeğin köyü 31 parsel sayılı taşınmazın, sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanık …’e 04/11/2009 tarihinde satıldığı, katılan …’e yönelik ikinci olarak; aynı sahte vekaletnameye dayanarak katılan …’e ait Karagöz mahallesinde bulanan dört katlı binanın, ertesi gün yani 05/11/2009 tarihinde, sanıklar … ve …’in bulduğu, sanık …’in aracılık ettiği ve bu sanıklarla birlikte hareket eden sanık …’e satıldığı, böylece sanıklar … ve …’in temyiz dışı … ile birlikte, katılana ait iki taşınmazı değişik tarihlerde başkasına sahte belgelerle satarak zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri, sanıklar…’in ve … … ile sanık …’in, tek bir taşınmaz satışıyla ilgili oldukları dikkate alınarak, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri,
Katılan …’e ait … köyü 805 parsel ve … köyü 808, 817, 818, 13365 ve 1336 parseldeki altı adet taşınmazını, aynı sahte vekaletnameye dayanarak satış yapılması için temyiz dışı sanıklar … ve sanık …’in ağabeyi olan …’ın tapu müdürlüğüne başvurdukları, borçları nedeniyle haciz gelmemesi için taşınmazların …’ın üzerine yapılacağının söylendiği, … ve …’ın tapuda işlemlere imzalarını attıkları ve … adına geçici tapu belgelerinin alındığı; ancak işlemlerin tam olarak resmileşmediği, ertesi güne kaldığı, sanık …’in, söz konusu taşınmaza müşteri bulunmasını istediği, emlakçılar aracılığı ile temyiz dışı …’ın arsaya … olması üzerine ertesi gün tapu müdürlüğünde buluşmak üzere anlaştıkları 11/11/2009 günü sanık …, emlakçı, sahte vekaletname sahibi olan temyiz dışı … ve … isimli kişinin tapu müdürlüğüne gittikleri, vekaletnamenin sahteliğini anlayan memurların ihbarı üzerine alınan tertibat üzerine sanığın yakalandığı, sanık … açısından, katılan …’den sahte belgelerle devralınan taşınmazın başkasına satılmak üzere iken sanığın yakalanması eyleminin nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğunun iddia edildiği,
1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu, noter ve nüfus müdürlüğü kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Sanık … ., … ve … müdafiileri ile sanıklar …, … ve …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında katılan … ve …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık … hakkında ayrıca nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu, noter ve nüfus müdürlüğü kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık … ., … ve … müdafiileri ile sanıklar …, … ve …’ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini ve sanıklar hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … , … ve … müdafiileri ile sanıklar …, … ve …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık …
ve … hakkında katılan …’e yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen hüküm fıkralarından ve Sanık … hakkında katılan …’a yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”400 gün”, ”500 gün”, ”416 gün” ve ”8.320 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün”, “6 gün” , ”5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, sanıklar…, … ve … hakkında katılan …’e yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen verilen hüküm fıkraları ile sanıklar … … , …, … ve … hakkında katılan …’a yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen hüküm fıkralarından ve sanıklar … … , …, …, … ve … hakkında katılan …’ye yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen hüküm fıkralarından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”400 gün”, ”333 gün” ve ”6.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün ”4 gün” ve ”80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, sanık … hakkında katılan …’e yönelik olarak işlenen suç nedeniyle verilen verilen hüküm fıkrasından; adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”400 gün”, ”300 gün”, ”250 gün” ve ”5.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” ,”3 gün”, ”2 gün” ve ”40 TL ” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ile bütün hükümlerin ilgili kısımlarına “TCK’nın 52/2” ibaresinin yazılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.