Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22271 E. 2014/13560 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22271
KARAR NO : 2014/13560
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için,sigorta bedelini almak üzere,zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını,sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. Olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil,bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanığın kendisi adına kayıtlı olan … plakalı aracı ile …ili … ilçesinde gece saat 04:00 sıralarında … istikametine doğru seyir halinde olduğu sırada … otelin önünde park halinde duran …plakalı araca çarptığı ve sonrasında aracından inerek olay yerinden kaçtığı, buna ilişkin … Trafik Tescil Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 28.05.2006 tarihli kaza tespit tutanağının tanzim edildiği, mezkur tutanak içeriğine göre, kaza yerini terk eden … plakalı araç sürücüsünün alkollü olduğunun tahmin edildiğinin belirtildiği, sanığın, söz konusu kazadan dolayı aracında meydana gelen hasarı, katılan … şirketine tazmin ettirebilmek amacıyla aracını… Jandarma Karakolunun park alanına 06.06.2006 tarihinde getirerek, … Beldesinde…Piknik alanı mevkiinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığını, önünde bir anda duran 09 L 5168 plakalı araca arkadan çarptığını beyan etmesi üzerine, 06.06.2006 tarihli görgü tespit tutanağının tanzim edildiği, sanığın gerçeğe aykırı beyanıyla düzenlettirdiği bu görgü tespit tutanağı ile katılan … şirketine 06.06.2006 tarihinde hasarının karşılanması amacıyla başvuruda bulunduğu, katılan … şirketi tarafından yapılan araştırma neticesinde düzenlenen 10.08.2006 tarihli rapora göre; söz konusu kazanın belirtilen yer ve zamanda meydana gelmediği, farklı bir zaman ve farklı bir şekilde meydana geldiğinin tespit edildiği ve ayrıca kazanın bu şekli ile kasko poliçesi genel ve özel şartları uyarınca teminat kapsamına girmediğinin belirlendiği, bu şekilde sanığın, sigorta bedelini almak maksadıyla hileli hareketlerde bulunmak suretiyle hasar bedelini katılan … şirketine tazmin ettirmeye kalkıştığının iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın ikrar içeren savunmalarına, kaza tespit tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanık hakkında hükmedilen netice cezanın niteliğinin adli para cezası olması ve tekerrür hükümlerinin sadece hakkında hapis cezasına hükmedilen kişiler hakkında uygulanması ilkesi gözetilmeden, para cezasına mahkum edilen sanık hakkında mükerirlere özgü infaz reminin uygulanmasına karar verilmesi ve ayrıca hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 158/1.k, 35/2, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 250 gün adli para cezası karşılığı aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine ”5237 sayılı TCK’nın 158/1.k maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 35/2 maddesi gereğince 2/4 oranında indirim yapılarak 2 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2 maddeleri gereğince verilen 2 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 40.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yazılması ve ayrıca hükümde yer alan tekerür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.