YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3410
KARAR NO : 2014/19469
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin sanıklar … ve … haklarında verilen beraat kararlarına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para Transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’ın, çevrede olumlu bir intiba uyandırma amacıyla bir işyeri açtığı ve katılan …’den değişik tarihlerde mal alarak karşılığında suça konu 4.000 TL, 4.300 TL, 5.000 TL ve 2.800 TL bedelli çekleri üç farklı zamanda verdiği, bu çekleri verdiği sırada sanık …’in de birlikte gelerek mal aldığı, çekler bankaya ibraz edildiğinde çalıntı olduklarının belirlendiği, bu arada sanık …’ın, katılanı arayarak tekrar mal almak istediğini, 3.000 ve 4.000 TL bedelli müşteri çeklerini biri aracılığı ile göndereceğini söylediği, sanık …’un, zarf içindeki çekleri katılana ibraz ettikten sonra olaya polisin el koyduğu, yapılan araştırmada, söz konusu çeklerin çalıntı olduklarının ve çekteki ciroların sanık …’a ait olduğunun belirlendiği, böylece sanıkların üç kere resmi belgede belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararları ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, sanık …’ın, sahte çekleri, katılana verip haksız menfaat temin ettiği dikkate alınarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanık …’un ise, sanık …’ın eylemlerine iştirak ettiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık …’ın, 4.000 TL, 4.300 TL, 5.000 TL , 2.800 TL ile 3.000 ve 4.000 TL çekleri değişik zamanlarda katılana ibraz ederek mal aldığı ve almaya çalıştığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 158/1, f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının, teşebbüs aşamasında kalan 3.000 ve 4.000 TL çekler de dikkate alınarak 23.100 TL, haksız menfaatin iki katının 46.200 TL olduğu dikkate alınarak, temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 924 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 50.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 46.200 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, temel cezanın 25.000 TL olarak belirlenerek eksik adli para cezası tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek, katılana dört faklı zaman diliminde altı adet sahte çek vermiş olması karşısında, sanık hakkında tek bir suçtan hüküm kurulup, TCK’nın 43. maddesi gereğince cezasından arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, üç kere resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
3- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, sanık … ile birlikte katılandan mal aldığı, bu sanıkla birlikte çalıştıkları ve aynı sanıkla birlikte katılana suça konu çekleri ibraz ettiğinin sabit olduğu dikkate alınarak, sanığın, sanık … ile eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle zincirleme resmi belgede sahtecilik ve zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.