YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20757
KARAR NO : 2014/13563
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve …’ın,….Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin Garanti bankasındaki hesabına ait olan çek hesabından sahte olduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olan, 26/06/2008 keşide tarihli, keşide yeri …. olan, 19000 TL bedel içeren, hesap sahibinin bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak birlikte düzenledikten sonra sanık …’a verdikleri, sanık …’ın bu şekilde temin ettiği ve sahte olduğunu bildiği söz konusu çeki bir ticari alışverişe istinaden aldığı mal karşılığında katılan …’e vererek haksız menfaat temin etmek suretiyle adları belirtilen sanıkların üzerlerine atılı olan suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanıklar …, … ve … haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … Müdafii, sanıklar … ile ….’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 158/1, f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının 18650 TL ve haksız menfaatin iki katının 37300 TL olması dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde ”1865 gün adli para cezası” olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde temel cezanın 1000 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … Müdafii, sanıklar … ile …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;Sanıkların eylemine uyan TCK’nın 204/1,53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları talebiyle haklarında “resmi belgede sahtecilik” suçundan Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açıldığı, 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup; “resmi belgede sahtecilik” suçu ile “bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçlarının birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, iddianameye konu olan resmi belgede sahtecilik suçu“nun Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçuna dönüşmeyeceği, gözetilmeden, Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararı ile iddianame dışına çıkılmasının mümkün olmadığı, iddianamade tavsifi yapılan ve açıkça sanıklar haklarında “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan dava ile bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği, iddianamedeki sevk ve anlatıma göre, ”bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan sanıklar haklarında açılmış dava bulunmadığı ve bu suçlardan yargılama yapıp karar vermek için ayrı bir iddianame tanziminin gerektiği gözetilmeden, dava konusu iddianame dışına çıkılarak ve dava konusu yapılmayan “bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanıklar … ile …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.