YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21752
KARAR NO : 2014/13578
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb. zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.Somut olayda; şikayetçinin, …. İlçe Merkezinde vcd kiralama işi yaptığı, sanık … ve beraat eden sanık …’ın da zaman zaman işyerine gelerek müşteri oldukları, 2006 yılı Şubat ayının son günlerinde sanık …’un şikayetçiyi cep telefonu vasıtası ile arayarak, yanında diğer beraat eden sanık … olduğu halde akşam saatlerinde işyerine geleceğini bildirip, geldiginde ona hitaben “sen birilerinin canını yakmışsın, bu şahıs seni vurmamı söyledi, biz seni tanıdığımız için konuşmak istedik, o kişi …., yanında emanet bulunsun boş gezme” dediği, şikayetçinin de sanığa kimse ile anlaşmazlığı olmadığını söylediği, ancak ertesi gün, ankesörlu telefondan aranarak, isim verilmeksizin tehdit edildiği, bu tehdit üzerine şikayetçinin korkuya kapıldığı, kısa bir süre sonra tekrar sanık … ile telefonla görüştüğünde sanık …’un şikayetçiye tehdit eden kişiler ile konuştugunu ve daha fazla rahatsız etmeyeceklerini söylediği ve şikayetçiden kendisini sözde koruması karşılığında 500 TL para aldığı ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.