YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1669
KARAR NO : 2014/10626
KARAR TARİHİ : 28.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen düşme kararına yönelik incelemede;
Sanığın, alınan nüfus kaydına göre 13.03.2010 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, verilen düşme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında, katılanlar … ve …’a karşı dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun,tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu Madde 14’te, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124’te;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir.Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır.Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır.Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık … ve vefat nedeniyle hakkında düşme kararı verilen sanığın, Sümengen Nakliyat Otomotiv Oto Alım Satım Kiralama İnşaat Turizm Gıda İthalat İhracat Pazarlama Limited Şirketi’ni, hisse devri yoluyla devraldıkları, şirket merkezini Ankara’dan Eskişehir adresine taşıdıkları, işçi olarak aldıklarını belirttikleri … Karakaya vasıtasıyla, çiftçilerin bulunduğu ortamları dolaşarak, katılanların kendilerine ulaşmasını sağlayarak ve çiftçilere bizzat gelerek, çekirdek alımı yapacaklarını belirterek, katılanlar ve hükmü temyiz etmeyen katılanlarla yetiştirdikleri ay çekirdeklerini satın alma hususunda anlaştıkları, katılanlara şirket adı ve adresi bulunan kartlardan verip, bir hafta sonra şirkette ödeme yapacaklarını söyleyerek katılanların şirkete gelmesini sağlayıp, faal ve işlem kapasitesi çok olan bir şirket imajı vererek, katılanların az miktarları nakit ödeyip, kalan kısımlarına senet kabul etmelerini sağladıkları bu kapsamda; katılan …’dan 11.053. TL tutarında, katılan
…’tan 5300 TL tutarında çekirdek aldıkları bir kaç gün sonra şirkete giden katılan …’a 1.053 TL’sini ödeyip, diğer kısmı için 01/11/2008 tarihli senet verdikleri, başka bir katılan vasıtasıyla ürün tutarını isteyen katılan …’a 300,00TL’sini ödeyip, kalan kısmı için 03.11.2008 tarihli senet verdikleri, 03.11.2008 tarihinde ödeme gerçekleşmemesi üzerine şirkete gittiklerinde, şirketin boşaltılarak ortadan kayboldukları, telefonlarına ulaşılamadığının anlaşıldığı olayda;
Sanık ve vefat nedeniyle hakkında düşme kararı verilen sanığın sözkonusu şirketi devir aldıkları sırada şirket ana sermayesinin 5000 TL olduğu, sermaye artırımına ilişkin, herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, sanığın 08.01.2009 tarihli kolluktaki ifadesinde, toplam 20.000 TL paraları olduğunu belirttiği halde kısa süre içerisinde çok sayıda kişiden çok miktarda, ayçekirdeği alıp, (temyiz kapsamı dışında başka olayların konusu olan çok miktarda fayans, elektrik malzemesi ve yağ çözücü gibi malzemeler alıp) her birine cüz’i ödemeler yaparak, kalan miktarlar için katılan ve mağdurların her birine aynı ödeme tarihini verdikten sonra belirtilen ödeme tarihinde şirketi boşaltarak ayrılmaları karşısında, sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği gözetilmeden yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar …, … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.