YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1128
KARAR NO : 2014/15668
KARAR TARİHİ : 29.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması ve sanığa yapılan tebliğ mazbatasının, tebliğ edilenin imzasını ihtiva etmemesi nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunun 23/9.maddesinde düzenlenen ”Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, ihtiva etmesi lazımdır” kuralına aykırı olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Menemen ilçesinde giyim eşyası üzerine esnaflık yapan ve akrabası olan katılana, elinde uygun fiyata eşofman takımları olduğuna dair yalan söyleyerek bu duruma inanan katılanı, Bursa iline çağırıp, burada sözde satacağı eşofman takımları için katılandan 3500 TL para aldıktan sonra eşofman takımlarını kamyona yükleyerek getireceği bahanesiyle katılanın yanından ayrılarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması ve bu hususun infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün bulunması karşısında belirtilen husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, teşhis tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.