Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19944 E. 2014/12742 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19944
KARAR NO : 2014/12742
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıklardan …’in emlak işi ile uğraşması nedeni ile katılan …’a ait arsaları bildiği, söz konusu arsaların sahte işlemlerle üçüncü kişilere satılıp menfaat temin edilmesi konusunda, sanıklar … ve … ile görüştüğü, bu doğrutuda 25/08/2009 tarihinde katılan …’u ev telefonundan arayarak, Merkez Ortaokulundan aradığını, … isimli bir bayanın çocuğunu okula kayıt ettirirken irtibat telefonu olarak kendisine ait telefon numarasını verdiğini, bundan dolayı belirtmiş olduğu adresin doğru olup olmadığını teyit amacıyla aradığını söylediği, katılanın da bu isimde bir şahsın adreste oturmadığını beyan etmesi üzerine sanık …’in, durumu düzeltmek üzere stajer bir öğretmen göndereceğini söylediği, sanık …’nın katılanın evine giderek, okuldan geldiğini ve stajer öğretmen olduğunu söyleyip, işlemlerin düzeltilmesi için nüfus cüzdan fotokopisini alması gerektiğini beyan ettiği, bunun üzerine sanık … ile katılanın nüfus cüzdan fotokopisi çektirmek için katılanın evinin yakınında bulunan eczaneye gittikleri, sanığın katılana ait nüfus cüzdan fotokopisini aldıktan sonra, ayrıca boş bir forma imza attırdığı ve katılanın yanından ayrıldığı, eczacı olan tanık … durumdan şüphelenip katılanı uyarması üzerine, katılanın durumu emniyete bildirdiği ve Denizli Tapu Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı olan taşınmazları üzerine satılamaz şerhi koydurduğu, katılana ait nüfus cüzdan fotokopisini bu şekilde ele geçiren sanıkların, katılana ait kimlik bilgilerini içeren ve üzerinde sanık …’ye ait fotoğraf bulunan sahte bir nüfus cüzdanı hazırladıkları, katılana ait taşınmazların satışı için sanık …’in yönlendirmesi ile emlakçılık yapan tanık … ile irtibat kurulduğu, söz konusu taşınmazların …’a satışı konusunda yardım istendiği, tanık İsmail’in, … ile irtibata geçtiği ve arsa sahibinin arsalarını satmak istediğini ilettiği, …’ın da arsaları 530.000 TL karşılığında almayı kabul etmesi üzerine, tanık İsmail’in durumu telefonla görüştüğü ve kendisini … olarak tanıtan sanık …’ya bildirdiği, sanıkların satış için gerekli olan evrakları …’a iletilmek üzere bir markete bıraktıkları, …’ın marketten teslim aldığı bu evrakları sanık …’nın yönlendirmesi ile tapu takip işlemleri için tanık … Alanca’ya verdiği, tapuya başvuru yapıldığı ve arsaların …’a satışı konusunda işlemlerin başlatıldığı, arsalarda satılamaz şerhi bulunması ve ibraz edilen kimliğin sahteliğinden şüphe duyulması üzerine, tapu sicil müdürünün durumu emniyete bildirdiği, yapılan takip sonucunda, satıcı rolündeki sanık …’nin tanık …’la tapuya gitmek üzere buluşmaya gelmesi üzerine yakalandığı, diğer sanıkların da sanık … vasıtasıyla yakalandıkları anlaşılmakla; sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle, katılan …’a ait taşınmazları sahte nüfus cüzdanı ile …’a satmaya çalışmaları şeklindeki eylemlerinin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.