Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/20987 E. 2014/20553 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20987
KARAR NO : 2014/20553
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olmak suçlarından sanıklar …, …, …, … ve diğer sanıklar hakkında yapılan yargılama sırasında, sanıkların üzerine atılı eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesi kapsamına girebileceğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5- 6. maddeleri gcreğince mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2014 tarihli ve 2014/166 esas, 2014/230 sayılı kararma yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına ilişkin, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/04/2014 tarihli ve 2014/378 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22/10/2014 gün ve 2014/18134/62706 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2014 gün ve 2014/355617 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/01/2014 tarihli ve 2014/530 sayılı iddianamede, sanıkların örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek müştekileri telefonla aramak suretiyle kendilerini hakim, savcı, komiser gibi kamu görevlisi olarak tanıtarak müştekilere ait banka hesaplarından terör örgütüne para aktarıldığı, bu kişilere karşı operasyon yürütüldüğü, operasyonun başarıya uluşması ve faillerin yakalanması amacıyla belirtttikleri hesap numaralarına para göndermeleri gerektiği şeklinde kandırmak suretiyle haksız menfaat temin ettiklerinin belirtilmesi karşısında, sanıklara isnad edilen yargılama konusu eylemlerin basit dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kummlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve bu suçtan dolayı yargılama görevinin Ağır Ceza Mahkemelerine ait olduğu gözetilmeksizin itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın incelenmesinde, sanıkların iştirak halinde hareket ederek müştekiyi cep telefonundan aramak suretiyle kendilerini kamu görevlisi, komiser olarak tanıtıp terör örgütü tarafından bankadaki hesaplarından kullanılmak üzere kartlar çıkartıldığını, bu nedenle teröristlere yardım ve yataklık eder durumda olduğunu söyleyip bilahare telefonu kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtan kişi alarak operasyon yapacaklarını yardımcı olmaz ise hakkında tutuklama kararı verileceğini söyleyerek korkuttuktan sonra bir kısmı söylenen banka hesaplarına havale yaptırmak suretiyle dolandırdıkları ve TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan davada, sanıkların eylemlerinin TCK’nın 158/1-f maddesine uyan bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği kabulüyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, sanıkların eylemlerinin dairemizin yerleşik uygulamalarına göre de, telefonla kendilerine komiser, savcı süsü vermek suretiyle hataya düşürdükleri müştekiden menfaat sağlama şeklinde ve basit dolandırıcılık vasfında bulunduğunun anlaşılması karşısında, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararına itiraz üzerine verdiği itirazın kabulüne dair 29/04/2014 tarih ve 2014/378 D. iş sayılı kararının usul ve kanuna uygun olduğunun anlaşılması karşısında, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, 08/12/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.