YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19957
KARAR NO : 2014/12749
KARAR TARİHİ : 24.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; eşi uzun süre önce vefat eden katılanın, yaşlı ve bakıma muhtaç olması nedeniyle uygun bir eş bularak evlenmek istediği, bu durumu bilen sanık …’ın katılana ulaşarak … isimli bir kadın bulduğunu, kendisine çok iyi bakacağını söyleyerek katılanı bu kadın ile görüşmeye ikna ettiği ve katılan ile … olarak tanıttığı kadını buluşturduğu, katılan ile … isimli kadının konuşarak evlenmeye karar verdikleri, katılanın, bu işe aracılık etmesi nedeniyle sanık …’e 300 TL verdiği, sonrasında … isimli kadının ziynet eşyası istemesi üzerine katılanın, sanık …’in eşi olan sanık … ve … olarak tanıtılan şahsı alarak tanık …’nun işlettiği kuyumcuya götürdüğü, katılanın 480 TL değerinde ziynet eşyası
alarak evleneceği kadına verdiği, kuyumcudan dışarı çıktıklarında sanık …’ün katılanı lafa tutup oyaladığı sırada, … isimli kadının ziynet eşyaları ile birlikte yanlarından ayrıldığı, daha sonra sanık İsmgül’ün de olay yerinden kaçtığı anlaşılmakla; sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “otuz’ar gün”, “yirmi beş’er gün” ve “500’er TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5’er gün”, “4’er gün” ve “80’er TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.