Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4964 E. 2014/20569 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4964
KARAR NO : 2014/20569
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun, … plakalı aracını satmaya karar verdikten sonra, aracın arkasına, satılıktır, şeklinde bir yazı yazarak telefon numarasını bıraktığı, sanık …’in, telefonu aradığında tanık … ile görüşerek arabaya alıcı olduğunu, aracı görmek istediğini belirttikten sonra ayrıntıları konuşmak üzere buluşmaya karar verdikleri, buluşma yerine sanık …’in diğer sanıklarla birlikte geldiği ve sanık …’ı dayısı, sanık …’ı da eşi olarak tanıtarak aracı eşi için alacağını söylediği, aracın 19.600 TL’ye satılması hususunda tarafların anlaştıkları, sanıklar adına görüşmeleri …’in yaptığı ve devrin hemen alınamayacağını söyleyerek mağdur tarafından aracın satışına yetki veren vekaletname verilmesini istediği, vekalet verilmek üzere notere gittikleri, noterde işlemler devam ederken sanıkların “yemeğe çıkalım” teklifinde bulundukları, sanık …, mağdur ve tanık …’un yemeğe gittikleri sırada, diğer sanıklar … ve …’ın Noter’de kaldıkları, sonradan yemek yenilen yere gelerek “işlem tamam dedikleri”, bunun üzerine sanık …’in, “ben market işletiyorum, markete gidip parayı vereyim” dediği, markete gitmek üzere lokantadan çıktıklarında, sanık …’ın mağdura ait aracı çok sevdiğini, kullanmak istediğini söylediği, yanına sanık …’ın da bindiği, bu araca başka birilerini daha bindirmeleri üzerine araçta yer kalmadığı, sanık …’in de “benim arabaya binin, takip ederiz” demesi üzerine mağdur ve tanığın sanık …’in aracına bindikleri, Bu aşamadan sonra sanık … ve …’ın mağdura ait araçla kayıplara karıştıkları, sanık …’in de aracına bindirdiği mağdur ile tanık …’a ödemeyi …’da yapacağını söyleyerek bu yere götürdüğü, ancak burada ödeme yapmadığı, sonrasında markette ödeme yapacağım dediği, fakat marketin kapandığını öne sürerek yine ödeme yapmayarak mağduru oyaladığı, aracını isteyen mağdura iade edeceğini söyleyerek yanından ayrıldığı ancak bir daha dönmediği, yapılan incelemede, mağdur tarafından aracın satımı konusunda sanık …’ın vekil tayin edildiği, bu vekaletnameye istinaden aynı gün aracın sanık …’a satıldığının belirlendiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek hileli hareketlerle mağdur aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları, vekaletname, satış sözleşmesi ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
2-5271 sayılı CMK’nın 324/1 ve 326/2. maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince
BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve hüküm fıkralarının ilgili bölümündeki, “müştereken ve müteselsilen” ibaresinin çıkarılıp yerine “eşit olarak” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.