Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20254 E. 2014/12780 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20254
KARAR NO : 2014/12780
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçilerin, Doğubayazıt’a yaptıkları bir gezi sırasında sanık ile tanıştıkları, sanığın kendisini … olarak tanıttığı, bu şahıslara “ben gömü altın buldum, onları değerlendirip satmak istiyorum, 20.000 TL karşılığında 5030 adet altını size satarım” dediği ve hileli davranışlarını kuvvetlendirmek amacıyla bir numune altın verdiği, şikayetçilerin numune altını kuyumcuya gösterdiği, altının gerçek olması üzerine sanığın evine giderek orada kaldıkları ve pazarlık yaptıkları, sözde 5030 adet altın için 20.000 TL ‘ye anlaştıkları, müştekilerin parayı bankadan çekerek sanığa evinde parayı verdikleri, sanığın altınları vermek üzere “ben … sarayı civarına gidiyorum” dedikten sonra evden cıktığı, bir süre sonra şikayetçilerin evden ayrılıp buluşacakları yere gittikleri, sanığı arayıp bulamadıkları, sanığın evine tekrar döndüklerinde evin kapılarının kilitli
olduğu, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılanların beyanı, olay tutanağı, fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın hileli davranışlarda bulunarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”300 gün”, ”250 gün” ve ”7.500,00TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” , ” 4 gün ” ve ” 80 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.