Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3887 E. 2014/20415 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3887
KARAR NO : 2014/20415
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, suçu bildirmeme
HÜKÜM : Mahkumiyet, Ceza verilmesine yer olmadığına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in gerçekte 1896 yılında vefat etmesine rağmen eşi …’nin ölümünü ilgili merciilere bildirmeyip, nüfusa
09/06/2010 tarihi itibariyle (saklı nüfustan) kaydı yapılan gayri resmi eşi sanık …’un, …’nin nüfus bilgileriyle 20/05/1999 tarihinde yaşlılık aylığı için Kaymakamlığa başvurmasına da ses çıkarmayıp, 01/06/1999 tarihinden itibaren aylığının (eşi …’nin …’un muhtaçlığına karar verilmesi nedeniyle) %50 arttırılması yanında, 07/07/2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 5378 sayılı Kanunun 25. maddesiyle “evli kadınlara müstakilen yaşlılık aylığı bağlanması” imkanı getirildiğinde sanık …’un (…) adına tahsis edilen 28.914.175.6 sicil no’su üzerinden 01/08/2005- Ağustos 2009 tarihleri arasında 3.585 TL haksız yaşlılık aylığı alması eylemlerinin sanık … açısından “nitelikli dolandırıcılık” sanık … açısından ise “Suçu bildirmeme” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)“Suçu bildirmeme” suçundan sanık … hakkında verilen “ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin hükme yönelen S.G.K vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın “Adliyeye karşı suçlar” başlıklı 2. bölümünün 278. maddesinde tanımlanan anılan suçtan açılan kamu davasına, doğrudan zarar görmediğinden katılma hakkı bulunmayan S.G.K adına vekilinin 10/05/2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince “sıfat yokluğundan” REDDİNE,
II)“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık … hakkında verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen katılan … vekili ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.