Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3888 E. 2014/20421 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3888
KARAR NO : 2014/20421
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 1934 doğumlu katılan ile suç tarihinden kısa bir süre önce tanışan ve onun evlenme arzusunun öğrenen sanığın ona “… askerlik arkadaşımın kız kardeşi… ile evlenmene aracı olurum.. ” diyerek, açık kimlikleri belirlenemediği için evrakı tefrik edilen (2009/4839 sor. no) … ve … adlı kişilerle bir araya gelmesini sağlayıp, …’dan …’a …’in kullandığı araçla geldiklerinde, kız için altın ve benzeri alışveriş yapılması gerektiğinin söylenmesi sonrasında … Kuyumcusunda alınması düşünülen altınların gram fiyat ölçümlerinin yaptırılması, fiyatın 5.200 TL olarak belirlenmesi, katılanda o kadar para olmadığının öğrenilmesini müteakip (…’ya iki çift ayakkabı alınması, …’ya dönüşleri için 200 TL yakıt parası verilmesi yanında) bir lokantada otururlarken sanığın “… kızın altınlarını alıp getireyim… üzerindeki parayı ver..” diyerek ilk etapta ondan 1.600 TL alarak oradan a yrılması, kısa bir süre sonra geri geldiğinde peçeteye sarılı vaziyette (adli emanete alınan 4 adet bijüteri bileziği) sahte bilezikleri “…. nikahta bunları kıza takarsın…” deyip katılana vermesi, … ve … adlı kişilerin iki gün şikayetçinin evinde aynı odada kaldıktan sonra nikah hazırlıklarını tamamlamak üzere …’ya dönmeleri sonrasında da sanığın katılandan “…. bilezikler için verdiğin para yeterli değildi, üstünü ben tamamladım..” hatırlatmasında bulunup ondan 1.700 TL daha para alarak haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklarından koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 8. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine “sanığın TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca; aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” paragrafı yazılmak, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.