Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3890 E. 2014/20422 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3890
KARAR NO : 2014/20422
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Adli emanetin 2009/348 sırasına kayıtlı eşya hakkında mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıklardan …’nin (abi) yolda yürümekte olan katılana yaklaşıp “…burada Ermeni asıllı bir kuyumcu varmış…yerini biliyor musun?” diye sorup diyalog kurduğunda, onlara yaklaşan diğer sanık …’in (kardeş) kendisini gerçekte var olmayan… Kuyumculuk sahibi olarak tanıtması sonrası, …’nin elinde iki adet altın çakmak olduğunu, satmak istediğini söyleyip onlara gösterdiğinde, …’in sözde kuyumcu olarak inceleme yaparak “…evet, gerçekten altınmış…” diyerek 1.000 TL’yi …’ye verip şikayetçiye “…sen de 2.000 TL’yi ver, bunları al…dükkanıma gel…” sözlerini sarfedip, katılanın sanık …’ye 2.000 TL verip, adli emanete alınan altın görünümlü iki çakmağı almasını sağlamaları eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında aşağıdaki bozma nedenleri ve yukarıdaki eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’nin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezalarının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayılarının asgari hadden uzaklaşılarak takdiri suretiyle hükümlerde çelişkiye neden olunması,
2- TCK’nın 53/3.maddesi uyarınca; aynı maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık hakları açısından koşullu salıverilme tarihine kadar devam edileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının A-) ana başlığının 1.paragrafındaki “100”; 3.paragrafındaki “100” ve “2000”; 9.paragrafındaki “2000” rakamları ile B-) ana başlığının 1.paragrafındaki “100”; 2.paragrafındaki “83”; 3.paragrafındaki “83” ve “1660”; 9.paragrafındaki “1660” rakamlarının hükümlerden çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “5” ve “100”; “100” ile “5”; “4”; “4 ve “80”; “80” rakamları yazılmak suretiyle ve A-) ana başlığının TCK’nın 53.maddesinin tatbikine ilişkin 7 ve 8.paragraflarının hükümden çıkartılarak yerine “Sanığın, TCK’nın 53/3.maddesi uyarınca, aynı maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklarından ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.