YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19995
KARAR NO : 2014/12798
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa
bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde ise, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, Bartın Telekom’da işçi olarak çalıştığı, borçları nedeniyle maaşında hacizler bulunduğu, bu durumun işveren kurum tarafından rahatsız edici bulunması nedeniyle sanığa borçlarını ödemesi için süre verildiği, sanığın kendi imkanlarıyla borçlarının tümünü kapatamaması ve maaşını aldığı bankaya kendi müdürünün yaptığı sözlü görüşmede kendisine kredi verilemeyeceğini öğrenmesi üzerine, iş arkadaşı olan katılan …’in masasının çekmecesinde bulunan nüfus cüzdanı fotokopisini alarak, üzerine kendi resmini koyarak yeniden fotokopi çekmek suretiyle, üzerinde kendi resmi olan, ancak bilgileri …’e ait nüfus cüzdanı fotokopisi elde ettiği, … adına düzenlenmiş ikametgah ilmuhaberi ve maaş bordrosu fotokopileri ile nüfus cüzdanı fotokopisiyle … ve Denizbank’ın Bartın şubelerine başvurarak Garanti Bankasından 31/07/2007 tarih 13.500 TL bedelli, Denizbank’tan 13/08/2007 tarih ve 15.000 TL bedelli kredileri nakit olarak aldığı, daha sonra sanığın telefon rehberinden kendisi ile aynı isim ve soyadı bulunan katılan …’i arayarak Telekomdan aradığını ve kimlik bilgilerinin teyit edilmesi gerektiğini söyleyerek bu katılandan kimlik bilgilerini aldığı, bu kimlik bilgileri ile Orduyeri mahallesi muhtarlığına giderek kayıp olduğundan bahisle nüfus cüzdan talep belgesi alarak nüfus müdürlüğüne başvurduğu, burada katılan …’in kimlik bilgileriyle kendi resminin yapıştırıldığı nüfus cüzdanını aldığı, bu nüfus cüzdanını kullanarak … Bartın Şubesinden 23/05/2008 tarih ve 5.000 TL bedelli kredi ile Akbank Bartın şubesinden 14/01/2008 tarih ve 10.500 TL bedelli kredileri çektiği, söz konusu sahte nüfus cüzdanının ele geçmediği, ancak nüfus cüzdanı talep belgesinin soruşturmada dosya arasına alındığı, sanığın bu kredileri çektikten sonra Garanti Bankasından aldığı kredinin tamamını 25/01/2008 tarihinde kapattığı, katılan …’in seçimler dolayısıyla nüfus cüzdanını değiştirmek için nüfus müdürlüğüne başvurduğunda kendisine 2008 yılında nüfus cüzdanını değiştirdiğinin bildirilmesi üzerine sanığın eylemlerinin açığa açıktığı somut olayda;
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın katılanın katılan bankalar sayısınca ayrı ayrı 4 kez zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği gözetilmeden bir kez uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-5237 sayılı Kanun’da, 765 sayılı Kanun’dan farklı olarak “gün para cezası” sisteminin kabul edilmesine bağlı olarak nispi para cezasına yer verilmediğinden, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen veya elde edilmek istenilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında belirlenecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, infazda tereddüde yol açacak şekilde doğrudan haksız menfaatin iki katına hükmedilmesi,
b-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
c- Sanığın dört ayrı banka şubesinden sahte kimlik ile kredi çekmesi şeklindeki eylemlerinin TCK’nın 158/1-j maddesi kapsamında bankaya karşı açılmaması gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu gözetilmeden TCK’nın 158/1-f-son maddesi ile uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
katılan … Bankasına karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan “27.000 TL”, “9.000 TL” ve “7500 para cezası ibarelerinin “1350 gün”, “450 gün” ve “375 gün” adli para cezaları terimleriyle değiştirilmesi ve “375 gün olarak belirlenen gün para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 7500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi; … Banka karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan “30000 TL” ve “25000 TL para cezası ibarelerinin “1500 gün” ve “1250 gün” adli para cezaları terimleriyle değiştirilmesi ve “1250 gün olarak belirlenen gün para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 25000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi; Ak Banka karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan “21000 TL” ve “17500 TL para cezası ibarelerinin “1050 gün” ve “875 gün” adli para cezaları terimleriyle değiştirilmesi ve “875 gün olarak belirlenen gün para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 17500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi; … Bankasına karşı karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan “10000 TL” ve “8.333 TL para cezası ibarelerinin “500 gün” ve “416 gün” adli para cezaları terimleriyle değiştirilmesi ve “416 gün olarak belirlenen gün para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 8320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi; hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkarılıp yerlerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek; hüküm fıkralarından “TCK’nın 158/1-f” maddeleri yerine “TCK’nın 158/1-j” maddelerinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.