Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1896 E. 2014/17737 K. 30.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1896
KARAR NO : 2014/17737
KARAR TARİHİ : 30.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli olmakla; adli para cezasının belirlenmesine esas alınacak temel tam gün birim sayısının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde en az bu miktara tekâbül edecek şekilde takdir olunması ve bu şekilde belirlenen miktar üzerinden arttırım ve eksiltmelerin yapılması gerektiğinin nazara alınmaması isabetsizliği; neticede hükmolunan adli para cezası miktarı nazara alındığında, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,
TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; Sanığın, gerçekte var olmayan … Haber Ajansı, …Haber Ajansı… Ltd. gibi ünvanları kullanarak muhtelif internet adreslerinde “muhabir” arandığından bahisle ilanlar vermesi, ilgilenenlerden özgeçmiş gönderilmesini istemesi, katılanın özgeçmiş göndermesi ve irtibat için verilen cep telefonu numarasını aramasıyla diyalog ortamının oluşmasını sağlaması (kendisini firma temsilcisi … olarak tanıtması) sonrası “haber ajansının Yüksekova muhabiri” olarak görev alabileceği inancını sağlayıp, katılandan “nüfus cüzdanı fotokopisi, diploma fotokopisi, fotograf…” gibi özel bilgileri havi belgelerin kargo yoluyla gönderilmesini istemesi ve bilahare iş vaadinin ciddi olduğu inancını kuvvetlendirmek için katılanın e-mailine (elektronik ileti adresine) “Haber Satın Alma Sözleşmesi” başlıklı formu göndermesi, bu arada ondan 180 TL. para ile ileride şirket hattına dönüştürülmek üzere iki cep telefonu hattını istemesi; katılanın bildirilen banka şubesi ilçede olmadığından parayı PTT havalesi yoluyla (… adına) 22.12.2009 tarihinde göndermesi, istenilen evrak ve cep telefonu hatlarını da ertesi gün kargoya vermesi, aboneliği katılan adına olan telefon hatlarının kullanılıp iptal olunduğu 06.01.2010 tarihine kadar toplamda 412 TL. fatura oluşumuna (katılan tarafından faturaların ödenmesine) neden olması eylemlerinin “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıdaki eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.