YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20316
KARAR NO : 2014/10605
KARAR TARİHİ : 28.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna,konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek,failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle,konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma,dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak,konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuklar … ve …’ın, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek gece saat 03:00 sıralarında ….İşhanı içerisinde bulunan katılan …’a ait … Bilgisayar isimli işyerine arka tarafta bulunan camı kırarak girdikleri, kasaları hariç 7-8 adet ince ekran bilgisayar monitörünü ve 8 adet klavyeyi alarak işyerinden çıktıkları, çalmış oldukları malzemeleri Devlet Hastanesi’nin arka tarafında bulunan bir yere götürdükleri, daha sonra hırsızlık yaptıkları işyerinde güvenlik kamerası bulunabileceğini düşünerek tekrar işyerine doğru yola gittikleri, yolda park halinde duran sepetli bir motosikletten 2,5 lt. pet şişeye benzin çektikleri ve birlikte tekrar Arasanlar Bilgisayar isimli işyerinin arka tarafına gittikleri, suça sürüklenen çocuk …’ın, dışarıda gözcülük yaptığı, diğer suça sürüklenen çocuk …’ın ise işyerine girerek beraberinde getirdiği benzini işyerinin içerisine döküp işyerini ateşe verdiği ve işyerinden ayrılarak gittikleri sabit olmakla mala zarar verme, hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan tayin olunan 3 yıl 6 ay hapis cezasından, TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken sonuç cezanın “2 yıl 4 ay” yerine “2 yıl 2 ay” hapis cezası olarak belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak
oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/2 maddesi gereğince, yasal olarak tayin edilen zorunlu müdafinin ücretinin suça sürüklenen çocuklara yüklenemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından TCK’nın 53/1 maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlar ile müdafiilik ücretinin suça sürüklenen çocuklardan alınacağına dair (8) ve (9) numaralı paragrafların çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.