Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20641 E. 2014/10600 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20641
KARAR NO : 2014/10600
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, beraat
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanık …’nin, gece vakti alkollü bir haldeyken aralarında önceye dayalı husumet bulunan katılan …’a ait serayı yaktığı, olay sonrasında çıkan arbede esnasında katılan … ile diğer şikayetçilere sinkaflı sözlerle küfrettiği ve bu şekilde mala zarar verme ve hakaret suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda;
1- Mala zarar verme suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında atılı suçlamayı işlemediğini beyan etmesi, seradaki yangının çıkış anını gören kimsenin olmaması ve yangın çıktıktan sonra sanık ve ailesi tarafından da söndürülmeye çalışılması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) TCK’nın 58/3 maddesinin uygulanmasına esas alınan Girne KTBKK Askeri Mahkemesi’nin 30.12.2004 karar, 08.02.2005 kesinleşme tarihli 765 sayılı TCK’nın 456/4, 457/1, 59/2 maddeleri uyarınca verilen 495,128 TL erteli adli para cezasının kesin nitelikte olduğu ve 1412 sayılı CMUK’nın 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, seçimlik ceza öngören hakaret suçundan hüküm kurulurken hapis cezasının tercih edilmesi,Kabule göre de;
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.03.2013 tarih, 2012/2-1500 esas ve 2013/95 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hapis ve adli para cezasının seçenek yaptırım olarak düzenlendiği suçlarda, hakimin takdir hakkı olmasına rağmen, sanığın mükerrir olması durumunda ise kanun koyucunun hakime takdir hakkı bırakmayıp temel cezanın türünü bizzat kendisinin belirlemesi karşısında, takdir hakkı kullanılarak hapis cezası tercih edildiğinde hapis cezasının bir daha adli para cezasına çevrilmesi mümkün değilken, takdir hakkının bulunmadığı ve temel cezanın zorunlu olarak hapis olarak belirlendiği bir durumda bu cezanın paraya çevrilebilmesi kanun koyucunun amacına da uygun olmayacağından, sanığın mükerrir olması nedeniyle TCK’nın 58/3. maddesindeki emredici hüküm uyarınca seçenek olarak düzenlenen cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi kanuni zorunluluktan kaynaklanmış olsa bile TCK’nun 50/2. maddesi gözetilerek hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden mükerrir kabul edilen
sanık hakkında hapis veya adli para cezası öngören atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulurken TCK’nın 58/3. maddesi uyarınca hapis cezası verildikten sonra aynı kanunun 50/1.a maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.