YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4641
KARAR NO : 2014/20614
KARAR TARİHİ : 08.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklardan …’in işlerinin bozulması nedeniyle diğer sanık … ile birlikte sahte çeklerle narenciye ürünü satın alıp-satmayı kararlaştırdıkları; bu amaçla olay günü … ilçesine gittikleri ve şikâyetçilerden … ile görüşüp onun bahçesinde bulunan mandalina ürünlerini 12.400,00 TL bedelle satın alma konusunda anlaştıkları, sanıkların …’e 1.000,00 TL para ile birlikte unsurları tamam olup iğfal kabiliyeti taşıyan ve keşidecisi … şirketi olan… ismine tanzim edilmiş keşide yeri …, tarihi 09.01.2007 olan 11.400 TL bedelli Halk Bankası … şubesine ait …seri no’lu sahte oluşturulmuş arkasında da iki ciro bulunan çeki verdikten sonra şikayetçi …’in bahçesindeki mandalina ürününü işçilerine toplatıp alıp götürdükleri; şikayetçi …’in dava konusu olan bu çeki 15.12.2006 tarihinde bankaya ibraz ettiğinde çekin aslının daha önce keşideci tarafından bankaya verilmiş olduğu, bu çekin ikiz ve sahte çek olduğu anlaşılıp bedelinin ödenmediği; öte yandan yine sanıkların farklı yer ve zamanda şikayetçi … ile de irtibata geçerek bu şahsın da bahçesindeki mandalina ürününü 7.800,00 TL bedelle almayı kabul ettikleri, bu şikayetçiye de 800,00 TL nakit para ile Garanti Bankası …şubesine ait keşidecisi …Makine şirketi olan …, 13.12.2006 keşide yer ve tarihli hamiline yazılı 7.000,00 TL bedelli bir adet çeki verdikleri ve ürünü alıp gittikleri; şikayetçi …’in de çeki bankaya ibraz ettiğinde çek yaprağının sahte olduğunun bildirildiği ve kendisine ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanıklar hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında tespit edilecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, 5’er gün olarak belirlenip para cezasına çevrildikten sonra, elde edilen menfaatin iki katının altında kaldığından bahisle bu kez haksız yararın iki katı olarak belirlenen temel ceza üzerinden indirim yapılması suretiyle para cezalarının yanlış hesaplanması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, sanıkların şikayetçi … ’ya yönelik eylemleri dolayısıyla dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından, temel adli para cezanın belirlendiği kısımdaki “5’er gün” ibaresinin çıkarılarak yerine “700’er gün” teriminin eklenmesi ile TCK’nın 52. ve 158/1-son. maddesinin uygulanmasına yönelik bölümlerin tamamen çıkarılması ile aynı kanunun 168/2. ve 62. maddelerinin uygulandığı kısımlardaki “7000’er TL” ve “5833’er TL” ibarelerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla “350’şer birim gün” ve “291’er birim gün” ifadelerin eklenmesinden sonra, bunların altına gelecek şekilde “Sanıkların şahsi ve sosyal durumu dikkate alınarak TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın beher günü takdiren 20,00’şer TL’den paraya çevrilerek sonuç olarak 5.820,00’er TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesinin eklenmesi; ayrıca sanıkların şikayetçi …’na yönelik eylemleri dolayısıyla dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından, temel adli para cezanın belirlendiği kısımdaki “5’er gün” ibaresinin çıkarılarak yerine “ 1140’ar gün” teriminin eklenmesi ile TCK’nın 52. ve 158/1-son maddesinin uygulanmasına yönelik bölümlerin tamamen çıkarılması ile aynı kanunun 168/2. ve 62. maddelerinin uygulandığı kısımlardaki “11.400’er TL” ve “9.500’er TL” ibarelerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “570’er birim gün” ve “475’er birim gün” ifadelerin eklenmesinden sonra, bunların altına gelecek şekilde “Sanıkların şahsi ve sosyal durumu dikkate alınarak TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın beher günü takdiren 20,00’şer TL’den paraya çevrilerek sonuç olarak 9.500’er TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.