YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4130
KARAR NO : 2014/20454
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklardan …’ın…Market isimli işyerinin sahibi olduğu, eşi olan diğer sanık …’ın …Noterliğinden 24.03.2005 tarihinde 8909 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile fiilen işleri yürüttüğü, sanık …’ın …’ne müracaat ederek kredi talebinde bulunduğu, 25.01.2007 tarihinde imzalanan 500.000,00 TL bedelindeki kredi sözleşmesinde sanık …’ın da kefil olarak yer aldığı, çek teslim bordrolarına göre 10.1.2008, 20.10.2008, 30.10.2008, 30.09.2008 keşide tarihli olup katılan …Pazarlama A.Ş’ye ait olmasına rağmen çalındıkları dosya içerisindeki müracaat evraklarından ve gazete ilanından anlaşılan çeklerin 30.04.2008 tarihinde, aynı şirkete ait 30.10.2008 ve 30.09.2008 tarihli çeklerin ise 02.05.2008 tarihinde kullanılan kredinin teminatı olarak ilgili banka şubesine verildikleri, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine …’nin katılan…Pazarlama A.Ş aleyhine icra takibi yaptığı, katılan şirket yetkililerinin imzaya itiraz ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde çeklerdeki keşideci imzalarının katılan şirketin yetkilileri ile sanıkların eli ürünü olmadıkları gibi, sanık …’ın sahibi olduğu firmanın kaşesinin altındaki imzanın da kendisine ait olmadığı, imzasının model alınması suretiyle serbest taklit yöntemi ile oluşturulduğunun bildirildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık …’ın işyerinin kendisinin üzerine kayıtlı olmasına rağmen fiilen eşi olan diğer tanık tarafından ticari faaliyetlerinin yürütüldüğünü savunması, bu kapsamda eşine vekaletname vermesi ve sanık …’ın da savunmasında çekler ile ilgili yaşadığı bir sıkıntıdan dolayı işyerini kendisinin üzerine açamadığını, bu nedenle …Market isimli işyerini eşi olan diğer sanık adına açtığını, işleri kendisinin yürüttüğünü beyan etmesi, sanık …’ın kredi sözleşmesini imzalamaktan başka bu krediye teminat olarak sahte çek düzenlenip bankaya ibraz edilmesi eylemlerine iştirak ettiğine dair herhangi bir delil bulunmaması ile; 25.01.2007 tarihli kredi sözleşmesi için 10.1.2008, 20.10.2008, 30.10.2008, 30.09.2008 keşide tarihli çeklerin 30.04.2008 tarihinde, 30.10.2008 ve 30.09.2008 tarihli çeklerin ise 02.05.2008 tarihinde sanık tarafından bankaya teslim edildiklerinin anlaşılması karşısında kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonraki döneme ait hileli hareketin önceden doğan borç için sergilenmesi karşısında dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suça konu çeklerin katılan şirketin elinden rıza dışında çıktığının anlaşılması, alınan bilirkişi raporuna göre katılan şirket yetkilileri tarafından keşide edilmediklerinin tespit edilmesi, sanığın bankaya ibraz ederek kullandığı çekleri kimden aldığını ispat edemediği gibi, muhasebecisi olan …’in suça konu çekleri kendisinden habersiz almış olabileceğini söylemesine rağmen tanık olarak dinlenen …’in emekli mali müşavir olduğunu ve sanıkları tanımadığını, Mert Yapı Market isimli işyerinin defterlerini kendisinin tutmadığını söylemesi karşısında, sanığın suça konu çekleri iki seferde bankaya ibraz ederek zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan …Pazarlama A.Ş lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücretine karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, “katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.000,00 TL vekalet ücretinin sanıkltan alınarak katılana verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.