YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9820
KARAR NO : 2014/20457
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma)
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanların Almanya’da ikamet ettikleri ve sanık …’ı uzun süredir tanıdıkları, katılanların daha önceden miras olarak kalan arsalarının birinde sanık … vasıtasıyla anlaştıkları mütahite kat karşılığı ev yaptırdıkları ve karşılığında üç daire aldıkları, ancak mütahidin daha sonra katılanları arayarak dairelerden bir tanesinin fazla verildiğini belirterek geri istediği, katılan İhsanın bu durumu sanık …’e söylediği, sanığın da katılana vekaletname göndermesini bu işi halledeceğini söylediği, bunun üzerine söz konu daire miras malı olduğu için tüm katılanların dairenin iade edilmesi, elektrik, su ve vergi gibi işlerin takip edilmesi için sanığa ortak vekaletname gönderdikleri, ancak sanığın bir süre sonra katılanları tekrar arayarak vekaletnamenin yetersiz olduğunu ve ne şekilde vekaletname düzenlettirip göndereceklerini tarif ederek yeni bir vekaletname istediği, katılanların da sanığa inanarak sahipleri oldukları taşınmazlar için satış yetkisinide içeren vekaletnameleri sanığa gönderdikleri, akabinde sanığın önce katılanlara miras yoluyla kalan … İlçesi, 2.Bölge … Köyü 14 pafta, 226 parselde tapuya kayıtlı 442 metrekare arsayı sanık olan eşi …’in de ortağı olduğu … Ticeret Limited Şirketine tapuda devredilmesini sağladığı, daha sonra açılabilecek hukuk davasını sonuçsuz bırakmak maksadıyla 12.06.2009 tarihinde sanık …’ya tapuda devrettikleri, daha sonra aynı vekaletnameleri kullanarak katılan İhsana ait … Mahallesinde bulunan 25618 ada, 2 parsel, kat 2 ve bölüm 6’daki daireyi aynı yöntemle önce sanıklar … ile … ortak oldukları şirkete devrettikleri, bilahare açılabilecek hukuk davasını sonuçsuz bırakmak amacıyla sanık …’in kardeşi olan sanık …’in aldığı vekaletname ile suça konu daireyi sanık …’e devrettikleri, sanıkların katılanlara ait taşınmazlar için hiçbir bedel ödemedikleri, bu şekilde birlikte hareket ederek üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mahkemenin sanıklar …, …, … ve …’in atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayanan beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesi;
Sanığın, katılanlar tarafından verilen 13.1.2009- 08.01.2009- 28.10.2008 tarihli vekaletnamelere göre genel yetkili olduğu, aldığı bu genel yetki kapsamında söz konusu taşınmazları başkalarına sattığı, bu çerçevede sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullandığına dair yeterli delil bulunmadığı, suça konu taşınmazların gerçekte satılmasının gerekip gerekmediği hususunda sanıkla katılanlar arasında bir hukuki ihtilaf bulunduğu, sanığın aldığı vekaletnamelerin gereğini yerine getirdiği, bu nedenle suç işleme kastının bulunmadığı da dikkate alınarak sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ve sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.