YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20247
KARAR NO : 2014/12932
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yüzüne karşı tefhim edilen 31.03.2011 tarihli mahkumiyet hükmüne dair karara yönelik, yasal süresi geçtikten sonra sanık müdafiinin yaptığı, 20.04.2011 havale tarihli dilekçe ile vaki temyiz taleplerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan beraatine dair karara karşı, katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak
kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık ile vefat eden eşi sanık …’ın kendilerine ait iş yerini birlikte işlettikleri, sanık …’in yapmış olduğu alış-veriş karşılığı eşi sanık … adına olan suça konu 31.10.2006 ve 31.11.2006 tarihli 3500 TL bedelli iki adet çeki, herhangi bir yetkisi olmaksızın keşide ettiği, 31.10.2006 tarihli çeke keşide yeri yazmadığı, diğer çekte ise keşide yerine “Ant.” yazarak katılana verdiği, çeklerin ödenmek üzere ibrazında ise keşideci sanık … tarafından verilen ödemeden men talimatı nedeniyle tahsilatının yapılamadığı, bu şekilde sanık …’ın vefat eden eşi sanık … ile birlikte baştan beri çekleri ödememek kastı ile hareket ederek bankayı araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanığın ve eşi İsmail’in baştan beri aşamalarda değişiklik göstermeyen savunmalarında, suça konu çekleri yapmış oldukları alış-veriş karşılığı verdiklerini, çekteki keşideci ve ciranta imzalarının sanık …’e ait olduğunu, sanık …’in keşideci yerine adına imza atması için sanık …’nın sözlü muvaffakatının olduğunu belirtmeleri, İsmail’in vadeli olarak keşide ettiği çeklere karşılık malları teslim alamayınca, sanık …’nın ödemeden men talimatı verdiğini, keşide yerini kasıtlı olarak iddia edilen şekilde yazmadıklarını savunmaları, katılanın talimatla alınan beyanında sanık …’in kendisine çekleri verirken “hanımın çeki” dediğini belirtmesi ve çeklerin açıkça sanık … adına olduğunun görülmesi karşısında, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket etmediği, katılana karşı hileli bir hareketinin bulunmadığı, ödemeden men talimatının tek başına dolandırıcılık suçunun oluşmasına sebebiyet vermeyip, 5941 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılma sanığnı dolandırıcılık suçundan beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
C-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı katılan vekili ve sanık müdafiinin, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet ve sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına karşı katılan vekilinin; temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-Sanık …’ın hüküm tarihinden sonra 26.05.2011 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Sanık …’ın, eşi olan sanık …’a ait çeki, eşinin bilgisi ve rızası dahilinde eşi yerine imza atarak keşide ettiğinin anlaşılması karşısında, imza konusundaki rıza nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığı halde, sanık …’ın özel belgede sahtecilik suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.