YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20650
KARAR NO : 2014/12940
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-… vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen müşteki kurumun kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanık müdafiinin dolandırıcılık suçundan verilen karara dair temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanık …’in suç tarihinde Mersin Üniversitesi’nde çalışmadığı halde, bir şekilde tanıştığı müşteki …’a Mersin Üniversitesi’nde çalıştığını söylediği, müştekinin kendisini ve yakınlarının Üniversite de işe aldırma konusunda yardımcı olup olamayacağını sorması üzerine, sanığın yardımcı olacağını ancak; bunun için 3000 Euro istediğini söylediği ve müşteki ile anlaştıkları ve önce kayıt parası adı altında para aldığı, müşteki …’un diğer müştekiler ile görüşerek, sanık ile görüşmelerini sağladığı, sanığın her bir müşteki ile ayrı ayrı görüşerek hileli hareketlerle kandırdığı. Üniversite’da çalıştığına dair sahte kimlik gösterdiği, müştekileri Mersin Üniversitesinde işe aldırma konusunda, kişi başı 3.000.Euro almak koşulu ile anlaştıkları ve bu şekilde müştekilerden sağlık raporu, kimlik bilgileri gibi evrakları alıp kendisine ait bilgisayarda Mersin Üniversitesi’ne işe alındıklarına dair Mersin Üniversitesi Personel Daire Başkanı’nın sahte imzasının yer aldğı belgeleri ve üniversitenin amblemini taşıyan personel kimlik kartlarını göstererek sanıklardan haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, her bir müştekiye karşı ayrı ayrı kamu kurumunu araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında uygulanan hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasının belirlenmesine ilişkin “120 gün”, “60 gün”, “50 gün” ve “1000 TL adli para cezası” ifadelerinin yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.