Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3554 E. 2014/19746 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3554
KARAR NO : 2014/19746
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 29/04/2011 tarihinde tebliğ olunan 03/03/2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 11/07/2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 17. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanık …’in, akıl zayıflığı nedeniyle vesayet altına alınmış olan mağdur …’un muhasebeciliğini yapmakta iken % 50 hissesi mağdura ait olan lokantada çalışan 9 adet işçiyi, tamamı mağdura ait ganyan bayiinde çalışmadığını bildiği halde burada çalışıyormuş gibi SGK’ya bildirerek mağduru, (diğer lokanta ortağı lehine) gerçeğe aykırı prim borcu altına soktuğu, bu suretle onu zarara uğrattığı ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, atılı eylemi, akıl zayıflığı ile malul olması gerekçesiyle hakkında 01.07.2003 tarihli hukuk davası neticesinde Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/431 Esas, 2004 345 Karar ve 03.10.2006 tarihli kararıyla vasi tayin edilen mağdur …’a karşı işlemesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-c maddesi yerine yazılı şekilde aynı Kanun’un 158/1-d maddesi gereğince cezalandırılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.