Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3716 E. 2014/19744 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3716
KARAR NO : 2014/19744
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, temyiz dışı sanıklar ile sahte olduğunu bildikleri kolye ve ziynet eşyalarını satın aldıkları,5 adet sağlam,bir adet kırık künyenin altın görünümünde olup, üzerlerinde 14 ayar altın damgası bulunduğu, söz konusu künyelerin sahte ve değerlerinin 1er TL olduğu, sanıkların çeşitli ilçelere giderek sahte kolye ve künyeleri sattıkları, akabinde Yalova’ya gelerek sahte olduğunu bildikleri kolye ve künyeleri şikayetçilere altın diye sattıkları, satın almış olduğu bilekliğin sahte olduğunu öğrenen şikayetçi …’in, şikayetçi …’ın işyerine gelerek uyarması üzerine dolandırıcık eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, daha sonra durumun polise intikal ettirildiği, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanığın, şikayetçiler Bülent ve …’a yönelik eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, itiraz merciince red kararı verildiği ve bu kararın kesin olduğu gözetilerek, dosyanın atılı suç bakımından incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanığın, şikayetçiler…’e karşı eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık savunması, temyiz dışı sanıkların savunmaları, şikayetçiler beyanı, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “300 gün”, “250 gün” ve “5000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.