Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/18865 E. 2014/20501 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18865
KARAR NO : 2014/20501
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün sorguda verdiği adresine tebliğe çıkarıldığı, taşındığından bahisle iade edilen evrakın sanığın mevcut mernis adresi yerine aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine yapılmasının usulsüz olduğu gözetilerek sanığın 15/01/2013 tarihinde tebliğ ettiğini belirttiği hükme yönelik sanık müdafilerinin 21/01/2013 tarihli yargılanmanın yenilenmesi talebinin temyiz talebi kabul edilerek ve kesinleşmemiş olan hükme yönelik yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine dair 23/01/2013 tarihli karar yok hükmünde sayılarak, öğrenme üzerine süresinde sayılan temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suç tarihinden bir yıl önce eşinden boşanan katılanın, arkadaşı …’a evlenmek arzusunu dile getirdiği, …’ın katılana … adında bir arkadaşı olduğunu, onun aracılığıyla evlenebileceğini söylemesi ve katılanın da kabul etmesi üzerine, evrakı tefrik edilen kimliği tespit edilemeyen … sahte ismini kullanan kişi ile sanık …’in 27.12.2008 günü pazarcı esnafı olan katılanın çalıştığı pazar yerine geldikleri; kendilerinin … aracılığı ile geldiklerini söyledikleri, … isimli kişinin sanık … ‘i yeğeni ‘…’ olarak tanıttığı; katılan ile sanığın konuşup bilahare buluşmak üzere anlaştıkları, 05.01.2010 günü şehir merkezinde tekrar buluştukları ve birlikte katılanın evine gittikleri; sanığın katılan ile konuşup anlaşması ve evlenmeyi kabul etmesi üzerine, katılanın ablası… ile birlikte alış veriş yapmak üzere evden çıkıp Akbank…Şubesi’ne gittikleri, … isimli şahsın Bankaya girmeyip dışarıda beklediği, sanık katılan ve tanık …’ın bankaya girdikler, katılanın bankadan 3.000 TL çekmesi üzerine hep birlikte ‘…’ adlı kuyumcu dükkanına gittikleri, … tekin isimli şahsın yine içeri girmeyip dışarıda beklediği, katılanın burada 2.800.TL değerinde altın alarak sanığa taktığı; daha sonra …’nde bulunan ‘… Tuhafiye’ adlı mağazaya gittikleri, ancak …’in buraya gelmediği ve ayrılıp başka bir yere gittiği, burada da katılanın sanığa 200.TL değerinde kıyafet aldığı, katılanın alış veriş sonrasında telefon kulübesinden …’in kullandığı ancak sanığın üzerine kayıtlı …numaralı telefonu arayarak nerde olduğunu sorduğu, …meydanında olduğunu söylemesi üzerine birlikte bu yere gidip buluştukları, …’in yanında bulunan ve kimliği tespit edilemeyen bayanı ‘eşi’ olarak tanıttığı, daha sonra hep birlikte bu kişinin kullandığı araçla ‘… Alabalık’ adlı lokantaya gittikleri, yemekten sonra katılanın hesabı ödediği sırada sanık, … ve yanındaki kimliği belirsiz kadının araca binip kaçtıkları olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.