Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3852 E. 2014/20505 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3852
KARAR NO : 2014/20505
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
…ilinde doğal gaz alt yapı işleri yapım ihalesini kazanan…Doğalgaz isimli şirketin sanıklardan …’nın müdürü olduğu, … Ticaret Limited Şirketi isimli şirket ile anlaşma yaparak, alt yapı işlerini…İnşaat isimli şirkete yaptırmaya başladıkları, bu şirketin … ilindeki faaliyetleri sırasında diğer sanık …’ın ise şirketin muhasebe işlerine baktığı, sanık …’ın ödenek verildiğinden parnın verileceği söyleyerek katılan ile inşaat işçilerine mal vermesi hususunda anlaştıkları, sonrasında …’ın katılan …’ya ise 10.12.2008 keşide tarihli ve 2.800 TL bedelli çeki verdiği, ancak süresi geldiğinde çek bedelini ilgili bankada bulundurmadıkları, sanık …’nın ilgili bankaya ödemeden men talimatı verdiği, çek bedelinin ödenmediği olayda,
1- Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suç konusu çekin katılanın beyanına göre önceden doğan borç nedeniyle keşide edildiğinin anlaşılması karşısında, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık …’in diğer sanık …’ı tanımadığını, şirketinde böyle birisinin çalışmadığını, kimseye çek keşide etme yetkisi vermediğini, taşeronların baskısıyla şantiyedeki çalışanların çekleri vermek zorunda kaldıklarını savunması, diğer sanık …’ın soruşturma aşamasında şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, yargılama aşamasında ise formen olarak görev yaptığını belirtmesi, çekleri kendisinin tanzim ettiğini ancak sanık … veya oğlu olan …’nın imzaladığını, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ve şirketin borçlarına karşılık çeki verdiğini beyan etmesi, tanıkların sanık …’ın şirketin muhasebesine baktığını ve ödemeleri onun yaptığını ifade etmeleri karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için sanık …’ın sanık …’e ait şirkette çalışıp çalışmadığı, hakkında ödeme yapma ve çek keşide etme hususunda görevlendirme bulunup bulunmadığı, sanık … tarafından kendisine çek keşide etme hususunda sözlü veya yazılı yetki verilip verilmediği, sanık …’ın şirket adına başkaca çek keşide edip etmediği, bu çeklerdeki imzanın suça konu çekteki imza ile aynı olup olmadığı, adı geçen…’nın tanık sıfatıyla beyanı alınarak çekteki imzanın…’nın eli ürünü olup olmadığı sorulup gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayine gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.