Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4970 E. 2014/20531 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4970
KARAR NO : 2014/20531
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun yolda yürüdüğü sırada sanıkların arabayla yanına yaklaşarak arabaya bindirip gideceği yere bırakmayı teklif ettikleri, yolda sanık …’nin telefonla konuştuğu, mağdura, arayan kişinin eşi olduğunu, birine yardım etmek istediklerini, ellerinde bunun için 2.000 Euro para olduğunu ve tanıdığı yardıma muhtaç bir kişi olup olmadığını sorduğu, mağdurun böyle bir kişi olduğunu söylemesinden sonra kendilerine 1.000 TL verilmesi halinde parayı vereceklerini söyledikleri, mağdurun bankadan 900 TL çekerek sanıklara verdiği, sanıkların da işleri olduğunu söyleyerek herhangi bir değeri olmayan 1.000 Peru parasını mağdura verdikleri, mağdurun paranın değersiz olduğunu sonradan anladığı, sanıkların suçlamaları kabul ettikleri, böylece sanıkların, hileli hareketlerle katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamından suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-Belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesinin yanısıra, uygulama yeri bulunmayan, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi yazılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün”, “40 gün”, “33 gün” ve “6.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “1 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ile hüküm fıkralarından “TCK’nın 50/1-a” ibaresinin çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.