Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4987 E. 2014/20525 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4987
KARAR NO : 2014/20525
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın telefon kontörü satın almak üzere babasının arkadaşı olan sanığın yanına geldiği, sanığın fatura kesmek için katılandan 10.000 TL para aldığı ve ağzı kapalı üç adet koliyi katılana teslim ettiği, faturayı getirme bahanesiyle giden sanığın bir daha geri dönmediği, katılan kolileri açtığında kolilerden boş pet şişeler ile eski ayakkabıların çıktığı, yapılan araştırmalara rağmen sanığa ulaşılamadığı, katılan ve tanığın sanığı teşhis ettikleri, böylece sanığın, hileli hareketlerle katılanı kandırıp haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca “suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi sosyal ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak takdiren” denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği halde, sadece hapis cezasının alt hadden uzaklaşılarak verilip adli para cezasının asgari hadden tayin edilmesindeki isabetsizlik, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.