YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/33679
KARAR NO : 2014/33200
KARAR TARİHİ : 25.11.2014
Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine ilişkin Adana 2. Çocuk Mahkemesince verilen 15.01.2013 tarih 2011/510 esas, 2013/15 karar sayılı hükümlerin sanık müdafinin temyizi üzerine, Dairemizin 30.09.2014 tarih ve 2014/7238-2014/27166 sayılı ilamı ile işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen hükmün onanmasına, hırsızlık suçundan verilen hükmün ise bozulmasına yolundaki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 05.11.2014 tarih ve 2013/176157 sayılı yazısı ile sadece hırsızlık suçundan verilen kararda maddi hata olup olmadığı yönündeki karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.11.2014 tarih ve 2013/176157 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2.fıkrası uyarınca Dairemizin 30.09.2014 tarih ve 2014/7238 Esas ile 2014/27166 Karar sayılı Onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 25.11.2014 gününde çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Olay; mağdurun işyerine saat 04.00 sıralarında daraba asma kilidini demir kesme makası ile keserek giren sanığın masanın çekmecesinde bulunan yaklaşık 40 TL’sını yani mevcut olan bütün parayı alması suretiyle gerçekleşmiştir.
Mevcut duruma değer azlığı hükmünün uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Öncelikle hatırlamakta yarar var ki 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesi 765 sayılı TCK’nun 522. maddesine karşılık olarak kabul edilmemiştir. Yine yürürlükteki TCK’nun 145. maddesinin hırsızlık suçunun az cezayı gerektiren bir nitelikli hâli olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla suçun konusu bu madde kapsamında ele alınırken maddi ve manevi unsurlar belirleyici konuma sahiptir.
Ayrıca 5237 sayılı TCK Yüksek Mahkeme’ye bir miktar belirleme yetkisi ve görevi vermemektedir. Daha açık söyleyişle, suç konusunun değeri şu kadar TL olduğunda TCK’nun 145. maddesinin uygulanacağını, o değer aşıldığında uygulanamayacağını Yüksek Mahkeme kararlaştıramayacaktır.Olayda sanık fiilinin konusunu işyerinde bulunan bütün para olarak belirlemiş, kast ve amaç buna yönelik oluşmuştur. Sanık mevcut paradan bir kısmını almakla yetinseydi değerin azlığı konusu ancak o takdirde gündeme getirilebilecektir.
O an çekmecede bulunan paranın çok fazla olmaması sanığın lehine kullanılmasını gerektiren imkân sağlamaz.
5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinde sanığın pişmanlığını suçu işledikten sonra fikir ve fiil olarak açıkça göstermesi aranırken, 145. maddede ise henüz suçu işlerken suçun konusunu az miktar ve değer için belirlediğini ortaya koyması gerekir. Başka bir örnekle, kişinin cebinden para cüzdanını alan failin cüzdandan az para çıktı diye değer azlığı hükmünden yararlandırılması mümkün değildir.
Değer azlığı hükmü; ihlâl edilen hukukî değerden, failin kastından, amacından, fiilinden, mağdurdan umduğu neticeden bağımsız olarak peşinen ve mutlak şekilde kazanılmış bir hak değildir.
Kaldı ki 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik kıstaslar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.11.2007-210-234 sayılı kararı ile ve 6’ncı ve 13’üncü Ceza Dairelerinin çeşitli kararlarıyla eşitlik ve belirlilik ilkeleriyle uyuşan şekilde istikrar kazanmış bulunmaktadır.
TCK’nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik bozma yerinde değildir.
Açıkladığım sebeplerle hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanması gerektiği sonucuna vardığımdan sayın çoğunluğun 30.09.2014 tarihi ilamındaki bozma (B) gerekçesine ve 25.11.2014 tarihli itirazın reddi kararına katılmıyorum. İtirazın kabulü gerektiği düşüncesindeyim.25.11.2014