Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/29663 E. 2014/19680 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29663
KARAR NO : 2014/19680
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı kararı

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; Katılan-sanıklardan …’nun …apartmanının yöneticisi olduğu, diğer katılan-sanık … ile diğer şikayetçi-sanıkların da aynı apartmanda oturdukları, katılan-sanık …’in apartmanın iki nolu dairesinde oturduğu ve evine zarar verdiği gerekçesiyle apartmanın bahçesinde bulunan çam ve sedir ağaçlarını kırmak ve sökmek suretiyle zarar verdiği, bunun üzerine katılan-sanık … ve şikayetçi- sanıklar …, ve …’ın ağaçlara zarar verdiği gerekçesiyle …’e şerefsizlik yapıyorsun, bu ağaçları kırmayacaktın dedikten sonra ana avrat küfürlü sözlerle hakaret ettikleri iddia olunan olayda;
1-Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen ”düşme” kararına yönelik sanık katılan …’in temyiz istemi ve sanıklar …, .. hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;Sanık … yönünden;Hakeret suçunu işlediği iddia olunan sanık …’a yüklenen suçtan dolayı şikayetinden vazgeçen …’in kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla;Sanıklar …, yönünden;
Katılan-sanıklar müdafiinin, 06.03.2012 tarihli temyiz süre tutum dilekçesinde sadece sanık … hakkında verilen hükmü müştekiler vekili olarak temyiz edip, C.M.U..K. nun 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 05.04.2012 tarihinde sunduğu detaylı temyiz dilekçesinde “ceza vermekten vazgeçilmesi” kararını temyiz ettiği anlaşılmakla;
Mevcut temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, . hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik katılan …’in temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan

kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde;
Kamu davasına katılma istemleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçiler …, …, …, … vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenip, aynı Kanun’un 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmalarına karar verilip hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanunun 53/1. maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, katılanlar …, …, …, …, …’nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından “TCK 53. madde gereğince sanık hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine” ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.