YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3425
KARAR NO : 2014/19688
KARAR TARİHİ : 25.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’un Samsun sanayisinde araç kaporta dükkanı bulunup, çevresinde motor ustası olarak tanındığı,sanıklar … ve …’ın ise …’a üçüncü kişilerle irtibatında güven ve görüntü vererek ikna yeteneğini artırdıkları, sanıkların değiştirilmiş, hasarlı, kullanılmaz durumda trafikten çıkarılmış araçlara ait şasi numaralarını çalıntı araçlara kaynak yaparak trafiğe çıkardıkları ve ancak ince uzmanlık isteyen tespitte anlaşılabilen fiiliin, üçüncü kişi alıcıları kandırarak, aracın sağlam, hasarsız satılmasını ve trafiğe çıkmasını yasal hale getirdikleri, bu kapsamda mağdur …’ya ait olup 09.08.2006 tarihinde çalınan araca sanık …’un hasarlı olan … plakalı araç bilgilerine göre şasi numarasının kaynak yapılarak monte edildiği sonrasında mağdur …’a sattığı, aracı bir süre sonra satmak isteyen …’ın bıraktığı araba galerisinde emniyetin yaptığı denetimlerde araçtaki sahteliğin farkedildiği, yine …’a ait olup 26.09.2006 tarihinde çalınan aracın sanık … tarafından temin edilik sanık …’a getirilen hasarlı … plakalı araç bilgilerine göre şasi numarasının kaynak yapılarak monte edildiği sonrasında, sanık sanık … tarafından açık oto pazarında mağdur …’a satıldığı, araçtaki sahteliği farkeden mağdur …’ın emniyete başvurduğu somut olaylarda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, sanıklar …, … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla sanık … hakkında kurulan 1 nolu hükümde “437 gün”, “364 gün” ve “7280 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibaresi, sanık … hakkında kurulan 2 nolu hükümde “675 gün”, “562 gün” ve “11240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibaresi, sanıklar …, … hakkında kurulan 3 nolu hükümde “300 gün”, “250 gün” ve “5000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibaresi, eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.