Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22527 E. 2014/13034 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22527
KARAR NO : 2014/13034
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Akbank tarafından gönderilen kredi kartını kullanmak istemeyen katılanın, kartı iade etmesi için yanında çalışan sanığa teslim ettiği, sanığın kartı iptal ettirip iade ettiğini söylemesine rağmen, katılanın bilgisi dışında kullanarak … İletişim isimli iş yerinden 50 TL’lik alışveriş yapmak suretiyle banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu işlerdiği, yine 13.02.2006 ve 21.02.2006 tarihlerinde katılanın imzasını taklit ederek düzenlediği talimat yazıları ile Fortisbank … Şubesi’ne müracaat ederek katılanın hesabınldan 13.02.2006 tarihinde 1000 TL ve 21.02.2006 tarihinde 1300 TL parayı çekerek bankayı araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
A-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyete dair temyiz isteminin incelenmesinde;
Suça konu talimat evraklarındaki imzaların katılana ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi ve banka hesap ekstresine göre paranın sanık tarafından çekildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması ve dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına dair temyiz isteminin incelenmesinde;
1-Sanığın savunmasında, suça konu kredi kartını kullanmak istemeyen sanığın iade etmesi için kendisine teslim ettiğini, bankaya gittiğinde kart hamilinin bizzat başvurması gerektiği söylenmesi üzerine durumu katılan bildirdiğinde, bankaya gitmeyeceğini belirtip şifresini kendisine söyleyip, kullanmasını istediği ve onun bilgisi dahilinde kullandığını, iddianameye konu alış-veriş nedeniyle kredi kartı slibine katılanın imza attığını savunması, suça konu kredi kartının birden fazla dönem kullanıldığı, hatta taksitli alış-verişler yapılmasına rağmen ödememe nedeniyle kapanmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için, bahse konu kredi kartının ne zaman ve kime teslim edildiği, ilk harcamanın ne zaman yapıldığı, kaç dönem ödeme ekstresi geldiği, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kim tarafından ne şekilde ödeme yapıldığının araştırılması, yine iddianameye konu alış-verişte kredi kartındaki imzanın katılana ait olup olmadığının, alış verişin yapıldığı iş yerinin yetkilisi olarak tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan … ‘den sorulup, gerektiğinde bu hususta uzman bilirkişiden imza incelemesine dair rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Dolandırıcılık suçuna ilişkin somut olayda; bankanın maddi bir varlığının kullanılmaması ve ödeme vasıtası olması karşısında eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.