Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4627 E. 2014/20662 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4627
KARAR NO : 2014/20662
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın internetten elde ettiği, şikayetçi …’a ait kimlik bilgilerini kullanarak 250 TL karşılığında şikayetçinin kimlik bilgilerini ve kendi fotoğrafını içeren sahte nüfus cüzdanını çıkarttığı, ayrıca bir adet ticaret sanayi odası kayıt örneği, vergi levhası ve ikametgah ilmuhaberi de çıkartarak 12/07/2007 tarihinde sanığın sahte nüfus cüzdanı ve vergi levhasını kullanarak Denizbank’a kredi başvurusu müracaatında bulunduğu, kredi sözleşmesi yaptığı ve 10.000 TL krediyi çektiği,
15/11/2007 tarihinde müşteki…’un kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kendi fotoğrafını yapıştırarak sahte olarak oluşturduğu nüfus cüzdanını vergi levhası ve ticaret sanayi odası kayıt örneğini kullanmak suretiyle 15/11/2007 tarihinde Finansbank’a internet üzerinden kredi kartı başvurusu formlarını düzenleyerek bankaya gönderdiği, 12/02/2007 tarihinde başvurusunun reddedildiği,
Yine 15/11/2007 tarihinde sahte evraklarla birlikte Fortisbank’a 20.000 TL tüketici kredisi başvurusunda bulunduğu, banka görevlilerinin nüfus cüzdanının sahte olduğunu anlayarak ihbarları sonucu sanığın yakalandığı olayda;
A- Sanığın şikâyetçi Fortisbank’a yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın 20000 TL tutarında kredi başvurusunda bulunduğu, TCK’nın 158/1-son uyarınca adli para cezasının haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeden kedi miktarı 10000 TL kabul edilerek yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B- Sanığın şikayetçi Finansbank ve D katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
1- 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise ayrıca 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı ve suçtan zarar görenin adı geçen banka olduğu cihetle; sanığın, … adına oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanındaki bilgileri kullanarak Finansbank’a internet üzerinden kredi kartı başvurusunda bulunduğu, başvurunun banka tarafından reddedildiğinin anlaşılması karşısında eylemin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesi gereğince yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın sahte nüfus cüzdanı ve belgelerle Denizbank… Şubesi’nden 10000 TL kredi çektiği, sanığın bu krediyi çektiğini kabul ettiği, sanığın aynı sahte nüfus cüzdanı ile 07/11/2007 tarihinde Denizbank …Şubesi’nden … sahte kimlikli kimliği tespit edilemeyen şahıs tarafından çekilen 8500 TL kredi için kefil olduğu ve bu olayla ilgili olarak Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/249 Esas sayılı dosyası üzerinden sanık hakkında yargılama yapıldığı anlaşıldığından, anılan dosyanın celbi ile sanığın değişik zamanlardan aynı banka şubesine karşı dolandırıcılık eyleminin tek suç oluşturacağı ve TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında zincirleme şekilde tek suç oluşturacağı gözetilip, deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.