Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19840 E. 2014/12966 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19840
KARAR NO : 2014/12966
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıkların “İcra Müdürlüklerinin ihalelerine girip ucuza alabildikleri araçları uygun fiyata satan kişiler…” olarak kendilerini tanıtıp, tanık … vasıtasıyla katılanla tanışmalarını müteakip ondan belli miktar para, çek alarak uygun fiyatlı olduğu söylenen araçlar göstermeleri; alım-satım hususunda sözlü anlaşmaya varılmasına rağmen iki ayrı aracın devrini bazı pürüzler nedeniyle veremeyeceklerini bildirip şikayetçiye “… bir süre bu aracı al kullan, pürüzleri giderince seni çağırırız…” diyerek ona … plakalı kiralık aracı teslim etmeleri, bir süre sonra “… iki aracın pürüzlerini giderdik, gel devir işlemlerini halledelim…” demeleri, Aksaray’dan Bursa’ya gelen şikayetçinin kullanımında olan yukarıda plakası belirtilen aracı da bir şekilde elinden alarak haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca; 1. fıkranın (c) bendinde yazılı kendi alt soyları üzerindeki velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmeye, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 4. paragrafının çıkartılarak yerine “Sanığın, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca; aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı sair haklarından ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.