YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20145
KARAR NO : 2014/12992
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun daha önceden Fatsa Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yardım için müracaat ettiği sırada, yardımlaşma fonu görevlisinin bir esnafa telefon açıp kendisini göndererek yardım almasını sağlamasından etkilenerek, aynı yöntemle katılanı dolandırmaya karar verdiği, 118 bilinmeyen numaralardan aldığı telefon numarası ile … Bayii isimli işyerini aradığı, telefona çıkan şahsa Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan aradığını söylediği, işyeri sahibi olan katılanın adını ve cep telefonu numarasını aldığı, katılanı arayarak Çanakkale Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan aradığını, birazdan yardıma muhtaç bir öğrenciyi kendisine göndereceğini, yardım edip edemeyeceğini sorduğu, yardım edebileceğini söylemesi üzerine, söz konusu işyerine gittiği, burada çalışan tanık …’ya valilikten geldiğini söylediği, işyerinden bir adet … çanta, bir adet … eşofman, bir adet spor ayakkabı alarak haksız menfaat temin ettiği somut olayda; suça sürüklenen çocuğun ikrarı karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “80 gün”, “66 gün” ve “1320,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “3 gün”, “2 gün” ve “40,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.