Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19762 E. 2014/13015 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19762
KARAR NO : 2014/13015
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanın zararını karşılamadığı anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, Sakarya İli dahilinde konut yapmak için kurulan Marmara Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğu, aynı zamanda bu kooperatifin gayri resmi olarak muhasebe işlemlerini yürüttüğü, katılanın aynı kooperatifle üyelik sözleşmesi imzaladığı ve alacağı daireye karşılık 2008 yılı sonuna kadar kooperatife ödemekle yükümlü olduğu 16000 TL’lik aidatın 15000 TL’lik kısmını değişik zamanlarda peyder pey kooperatif hesabına aktarılmak üzere sanığa verdiği, ancak sanığın aldığı bu paraları kooperatifin hesabına aktarmayıp mal edindiğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan
ile tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan adli para cezası belirlenirken farklı, yeterli ve yasal gerekçe gösterilerek tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle ceza tayin edilmesi, sanığın nakit olarak aidat toplama gibi bir görevinin bulunmaması ve katılan ile aralarında hizmet ilişkisinin olmaması karşısında, tebliğnamedeki bu hususlarda belirtilen eleştirel ve bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.